Nefret etmeyi seven bir ülkede doğdum. Nefret etmeye şiddetle gereksinim duyan bir ülkede büyüdüm. Tanımlanmış bir düşman/öteki olmadan kendisi(?) olamayan insanların olduğu bir yerde kendim olmaya çalıştım.Kendimi düşmanlık üzerinden tarif etmediğimde benim de bir "hain/düşman olmam kaçınılmazdı. Ne ve/veya kim olmam gerektiğini bir diğerine düşmanlığım üzerinden tarif eden otorite, bıyıklarımın dudaklarıma değip değmemesine göre bile olmam gerekeni tanımlamıştı. Tutunamayan olmadım, bunun yerine tutunmayan, tutunmaya bile yeltenmeyen olmaya çalıştım.