esra v.

Aşkın seslenişi sevgisi olandan sevgisi olanadır ancak. Çoğu kimsenin sandığı gibi seven taraftan sevilen tarafa doğru bir akış değildir. Sen benim sevgilimsen bunu mümkün kılan sadece benim senin sevgilin oluşumdan başkaca birşey olmasa gerek. Bu yüzden sana seslenirken hep bir yankıya kulak verir gibi sayarım kendimi. İsmet Özel
Reklam
...modern çağda “modern”, gizli bir evrensel mânâsı kazanmıştir. Yani modern çağda kullanılan “modern dünyagörüşü, ahlak, ekonomi” vs. tabirleri, evrensel bir dünyagörüşü, ahlak, ekonomi” vs.yi çağrıştırmaktadır. Hâlbuki modern denen şey, tâ özünde dönüştürülen Hıristiyan, Katolik dünyagörüşü, ahlak, ekonomi vs.nin yerini alan Protestan demektir. Bu açıdan çağımızda “İslâm dini” başta olmak üzere İslâm ile başlayan “İslâm ahlakı, İslâm hukuku, İslâm ekonomisi” gibi tüm tabirlerde bu kısır, ideolojik, seküleristik, partiküleristik, plüralistik ton vardır. Bu kullanıma göre “İslâm dini, İslâm ahlakı, hukuku, medeniyeti, ekonomisi...", modern dünyada yarışan din, ahlak, hukuk, medeniyet, ekonomilerden biridir. Hâlbuki geleneksel İslâmî tasavvura göre böyle bir çoğulculuk muhaldir; İslâm, son, mutlak hak dindir. Alelitlak “din, ed-dîn" dendiğinde anlaşılan İslâm'dır. Veya daha belâği bir ifade kullanıldığında "dîn-i mübîn-i İslâm” denir. Bu modern partiküleristik, plüralistik mantıkla “İslâm bilimi” tabirini kullandığımızda buradan “İslâm matematiği, İslâm fiziği” gibi garabet tabirlere çıkarız.
Sayfa 121 - kadim
Sosyolojik olarak modernleşme, feodalizmden kapitalizme, teolojik terimlerle “ilkel ziraî altın çağ”dan “gelecek medenî altın çağ”a geçme, teolojik olarak ise ahir zamandaki yeryüzü cennetini öne çekme, “hemen şimdi” kurma girişimini ifade eder; "hemen şimdi” mânâsına gelen modo kelimesinden iştikakının da gösterdiği gibi. “Here and now” (burada ve şimdi) mottosunun da gösterdiği gibi sekülerleşme ise modernleşme denen hayat tarzındaki bu değişime eşlik eden inanış/düşünüş tarzında değişim demektir. Lafzen "cağ" mânâsına gelen Latince saeculum kelimesinden türeyen sekülerizmde yatan espri, “tanrının çağı”na karşı “insanın çağı”dır. Bu yüzden hümanizm, sekülerizm ana ideolojisine bağlı bir diğer meta-ideolojidir.
Sayfa 100 - kadim
Günümüzde bazı Müslüman aydınların, “Biz aslında medeniyet ile sünneti kasd ediyoruz, sünnete medeniyet desek ne olur” türünden iddiaları, “Ben aslında kaşık derken çatalı kasd ediyorum; kaşığa çatal desek ne olur, sonuçta ikisi de ağıza götürülüyor” demek kadar abes bir şeydir. Kaşık kaşıktır, çatal da çatal. Sünneti medeniyet gibi modern çağın ürünü bir kavramla anlatmaya ne hacet, sebep vardır? Medeniyet takıntısı, sahâbe-i kirâm rıdvânullâhi ‘aleyhimin Medine-i Münevvere’ye “Dâru's-Sünne” lakabını vermesinden anlaşılacağı gibi, Müslümanlar için asıl ideal olan sünneti gölgelemektedir.
Sayfa 53 - kadim
Bugün sosyal medya, hikmeti her gün aforizma üretme, ustalıklı, entelektüel, veciz söz söyleme sanatı sananlar sayesinde berceste=hikmet kültürünün ayağa düşmesine vesile oldu. Mesajını 140 karaktere sığdırma zarureti, kâl olarak hikmeti yaygınlaştırırken tam aksine beslediği kibirle asıl hâl olarak hikmetin zevaline yol açıyor; zira “Göz gözden utanır.”
Sayfa 49 - kadim