esra v.

Bitkilere baksak, toprağın haberini, hayvanlara baksak, sıfatların tezahürlerini göreceğiz fakat biz ancak beşere bakarız. Zira acıdan feryat eden, şikâyet içinde ömür tüketen ve ölümü bize en çok dokunan odur. Hayatiyeti daha şiddetli olduğu için, acıları da sonsuz gibidir. Sanki bütün varlığı, yalnızca ıstıraba mekân olsun diye yaratılmıştır. Bütün saadet akşamlarının sabahı hüzün, bütün mutlulukların sonu göğsümüzün orta yerinde hissettiğimiz bir boşluktur.
Sayfa 374 - litera
Reklam
Eğer sen cahil olduğun bilirsen cehalet bile bir makamdır...
Sayfa 358 - litera
Kim derse ki ben asla gururlanmam, en büyük gurur sözünü o söylemiştir. Kim derse ki ben abidim, o yaratanın cebinden cenneti çalmaya azmetmiştir, kim derse ki, ben zahidim halktan yani haktan kaçmaktadır, kim derse ki ben hakikat ehliyim o 'ben'ine hakikat atfetmiştir. Kim 'Ben' derse o aldanış damgasını kendi eliyle kendi göğsüne vurmuştur. Hangi ben?
Sayfa 309 - litera
sana bir türkü söyleyeyim güzel olmasın gerçek olsun beklet kendini hazır dur adı belirsiz bademlerle birlik dur kağnı güdenlerle birlik dur şehir kuşatanlarla birlik dur ölen ve yara alanlarla birlik dur Turgut Uyar
Geleneksel dünyada etik, ahlâkın teorisi veya bilimi demekti. Geleneksel ahlâkta temel değer olan hüsn, davranışlarla içkindi. Buna göre modern dünyada kullanılan “değerler” tabiri, bir yanılsamadır. Nasıl Hak, Kur'ân-ı Kerim'de kullanıldığı gibi el-Hakk diye çoğaltılamaz tekil bir kavram ise, çoğul “değerler” değil, tek bir değer vardır. Modern dünyada özgürlük, eşitlik, tutumluluk, cömertlik gibi kavramlardan değerler olarak söz edilir. Hâlbuki İslâmî-geleneksel dünyagörüşüne göre tek bir değer vardır: Hüsn. Geleneksel dünyada özgürlük, eşitlik, tutumluluk, cömertlik gibi kavramlar, modern mânâda değerler değil, tek ana değer olan hüsne bağlı edeplerdir ki bunun ölçüsünü sünnet verir.
Sayfa 195 - kadim