esra v.

Sen şimdi sabrımın taşını yuvarlarsın bir yeti değil mi aradığımız ortak? yangınlara alışma(!) , eğimler seni bilsin(!) ilk tılsıma vurulmuşuz seninle ikimiz yağmura şaşıyorum hala bak senelerdir yağıyor halbuki… Alper Gencer
Şiir
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Dikkat edecek olursak, her seviyede yaşanılan kopma ve parçalanma insanların “mücerret” kuruluşlara kendilerini bırakmalarından doğmaktadır. Kurumlar büyüdükçe insan küçülmekte, her küçük unsur da diğeriyle arasındaki mesafeyi artırmaktadır. Dev şirketler, süper devletler insan teklerini minik boyutlarda hesaba katmaya götürüyor herkesi. Uzay projelerinde elektronik aletlerin muazzam gücü bu işleri planlayanları bile soluk ve sıradan gösterebiliyor. İnsanlar küçük ve fakat çok sayıda, birbirleriyle yanyana fakat yabancı, muhtaç fakat dayanışmasız yaşama çağındadırlar. Hayat günden güne "zahir’den ibaret olmaya yönelmiştir. Derinlikten mahrum, rakamlar kuruluğunda, mantığın çarpık bölgesinde yürütülen bir yaşama bu. Ve bizi bu yaşamadan sloganlar, retorikler değil, başka bir şeyler, bazı müşahhas şeyler kurtarabilir. Biliyor muyuz onları? Onlar neler?
Sayfa 303 - Tiyo
"Niçin” diye soruyordu benim çocukluğumun Mankafa Poldi'si, “solucanlarla kirpileri çiftleştirmiyorsunuz? Pekâlâ dikenli tel elde edebilirsiniz böylece!” Yine aynı Mankafa Poldi'nin bir başka teklifi şöyleydi: “Şu papağanlarla posta güvercinlerini çiftleştirsenize! Yolunu şaşıran posta güvercinleri böylece nerede bulunduklarını sorup öğrenebilirlerdi.” İslâm'ı kendine mahsus ruhî disiplinden farklı bir alan içinde görmek veya göstermek isteyenler ve Müslümanca bir anlayış alanı dışında kalıp da İslâmî hükümlerden fayda uman insanların düştükleri durum hiç de Mankafa Poldi'nin durumundan uzak değil. "Felsefî akımlarla posta güvercinlerini çiftleştirsenize!” yollu önerilerde bulunan seçmecileri (eklektikleri) bir yana bıraksak bile Müslümanlar olarak birçoğumuzun dikenli tel veya konuşan güvercin elde etme gayreti içinde olduğumuz anlaşılabilir. Çünkü birçoğumuz yaşadığımız hayat ile İslâm'ı uzlaştırma çabasındayız. Hatta daha da ileri gidenlerimiz var, bunlar İslâm'ın topluma hükümran olmasını istedikleri halde, bu toplum hayatının teminati olan bazı unsurların değişmesini hiç gözönüne almıyorlar. İçinde bulunduğumuz hayatı yaşanır kılan bazı unsurlar var. Bu unsurlar olmasa bu hayat ömrünü tüketecek. Enerji tüketimi bunlardan biri, sistemli üretim bunlardan biri, “tatil” kavramı bunlardan biri. Bizler bu kavramlara köklü bir eleştiri getirmek yerine onları İslâmî kılmak temayülünü besliyoruz. İşte bu temayül kirpiyle solucanın çiftleşip dikenli tel doğuracaklarına inanmak gibi bir şeydir. Müslüman olarak görevimiz Batı medeniyetine Îslâmî bir aşı yaparak sağlığını artırmak mıdır? Veya günümüze kadar gelen bazı gelişmeleri mükemmelleştirmek midir? Ne biri, ne öteki. Müslüman olarak biz solucanın solucan olarak kalmasında bir hikmet bulunduğuna inanıyor ve de kirpiyle
Sayfa 293 - tiyo
Varsın bahçelerde rüzgar gezinsin, Yağmur ince ince toprağa sinsin, Bir başka alemden gelmiş gibisin, Dalmış gözlerinle pencerelerde. Ahmet Hamdi Tanpınar
Şiir