Dikkat edecek olursak, her seviyede yaşanılan kopma ve parçalanma insanların “mücerret” kuruluşlara kendilerini bırakmalarından doğmaktadır. Kurumlar büyüdükçe insan küçülmekte, her küçük unsur da diğeriyle arasındaki mesafeyi artırmaktadır. Dev şirketler, süper devletler insan teklerini minik boyutlarda hesaba katmaya götürüyor herkesi. Uzay projelerinde elektronik aletlerin muazzam gücü bu işleri planlayanları bile soluk ve sıradan gösterebiliyor. İnsanlar küçük ve fakat çok sayıda, birbirleriyle yanyana fakat yabancı, muhtaç fakat dayanışmasız yaşama çağındadırlar. Hayat günden güne "zahir’den ibaret olmaya yönelmiştir. Derinlikten mahrum, rakamlar kuruluğunda, mantığın çarpık bölgesinde yürütülen bir yaşama bu. Ve bizi bu yaşamadan sloganlar, retorikler değil, başka bir şeyler, bazı müşahhas şeyler kurtarabilir. Biliyor muyuz onları? Onlar neler?