esra v.

Seni uçurmazsa yandın Kuşları da uçuran İsmet Özel
Reklam
Kur’an bize dünya hayatını ahiretin tarlası olarak bilmemizi öğretti. Müslüman karşısına dünya hayatı her hal ü kârda bir gayret zamanı kıyafetinde çıkar. Ona ulaşmamızın imkânsızlığını bile bile mükemmele yönelir aklımız. Sahiden öyle midir? Eğer Batı Medeniyetinin yücelttiği kâr kavramına intikal etmişlerdenseniz yöneldiğiniz mükemmel değil “komşuda pişer, bize de düşer” havasında bir şeydir. İçi havayla dolu bir şey, bir balondur yani. Ne kadar şişkin, ne kadar süslü olursa olsun bir iğne ucu kadar ömrü vardır. Batı Medeniyetiyle pompalanmış balonun ömrünü nihayete erdirecek iğneyi nereden tedarik edeceğiz? Yıllar boyu ihlastan uzaklaşmamız medeniyet balonunu şişiren pompa oldu. Tersi için de yıllara mı muhtacız? Asla bu fikre yakın durmayın. Kalbinizdeki (isterseniz özünüzdeki deyin) haslık Allah vergisidir. Önce kalbinizdeki haslığın gücüyle direnç gösterecek ve boyunduruk altında yaşamağı reddedeceksiniz. Bunu başardınız mı gerisi çorap söküğü gibi gelir. Sözünü ettiğimiz şey, yani gerisi dediğimiz şey atılımdır. Bin bir zahmetle ve hayrete salan maharetle örülen çorabın süratle çözülüşü bir atılımın fark edilmesi şeklinde tezahür edecektir. İsmet Özel istiklalmarsidernegi.org.tr/IsmetOzel?Id=61...
göndere, en yukarlara çekiyorlar en yukarlara çatlıycak kadar aşkî yüreklerini. İsmet Özel
Savaş, beşeriyet içindeki cinniyetin çatışmasıdır...Beşer cinniyetinden sıyrılıp insan olmak ister de, birisi ya da birileri buna mani olursa, işte o zaman gerekir insana cihad... Semasını zulmetler sarmış insanlığın, daha yüksek bir semaya geçmesini sağlamak içindir cihad...Harp cihadın son şeklidir.
Sayfa 47 - litera
Busbecq'in mektuplarından aldığımız şu birkaç satir bize çok şaşırtıcı gelebilir: “Orada bir köylü duruyordu. Bir tercüman vasıtasıyla ona nehirde çok balık var mı diye sorduk ve bunların nasıl tutulduğunu anlamak istedik. Köylü cevaben balığın dolu olduğunu fakat tutamadıklarını söyledi. Bizim hayret ettiğimizi görünce izahat verdi. Birisi zahmet edip de elini uzatacak olursa balıklar kaçıyormuş, tutulmalarına meydan bırakmıyorlarmış! Bu cevap bana çok şaşılacak bir şey gibi gelmedi. Çünkü, tanımadığımız bazı kuşlar hakkında malûmat istediğimiz ve köylülere bunları nasıl tutabileceğimizi sorduğumuz zaman bize şu cevabı vermişlerdi: Bu kuşlar tutulmaz, çünkü bir kimse onlara el uzatacak olursa uçarlar.” Bu mektubun tarihi 1555. Şimdi bize XVI. yüzyıldaki köylülerin cevabı anlaşılmaz gelebiliyor. Neden? Çünkü biz de bu mektubu yazan Avrupalı gibi düşünmeye başladık. Biz de artık tabiatla aramıza düşmanlığın girmesine şaşırmıyoruz. Ama unutmayalım ki bu bu köylü, “cihad”ın mânâsını, sahip olduğu bu incelik içinde kavrıyordu. Acaba biz bugünkü mekanik kafamızla neyi ne kadar kavrayabiliyoruz?
Sayfa 344 - tiyo
Reklam