Bir şeyi insanlar görür diye yapmamak riyâdır. Bir şeyi insanlar görsün diye yapmak şirktir. İhlâs ise Allah Teâla'nın seni bu iki hâlden kurtarmasıdır.
Sayfa 37 - Ebû Alî Fudayl ibni İyâz, Tahlil Yayınları
Mütâreke'nin ilk senesi (1919), eli bayraklı
Yunan taşkınlığı, yapılacak her alâyiş
gibi yapılmayacak her nümâyişi yapmış,
İstanbul’u yâr ü ağyâre bir Yunan şehri olarak
göstermeğe çalışmış, bizim gibi ecnebilerin
gözlerini de uzun bir müddet Elenizmos’un
tütsüsüyle bulandırmıştı. O senenin ramazanı
geldi. Bir gece Rumları tanıyan ve bizi
seven bir ecnebi ile Moda’daydım. Karşıdan
İstanbul, mahyalariyle, minârelerinin
şerefelerindeki kandilleriyle görünüyordu.
O ecnebi bu manzaraya baktı, baktı: “Bu
şehir Türk’tür ve Türk olmasa, insâniyet
güzelliğinden bir âlem kaybeder!” dedi. Bu heyecanından biraz sonra da bu muazzam mahya ve kandil nümayişi karşısında hatırına gelen bir mülahazayı söyledi: 'Rumlar bir senedir bu şehri bize Yunanlı göstermek için ne çarelere başvurmadılar, kendi evlerinden sonra Beyoğlu'nda Türk emlakim de mâviye beyaza gark ettiler, siz ses çıkarmadınız. Lakin bu akşam ne sizin ne de hükümetinizin tertibi eseri olarak minareler kendiliğinden öyle bir nümayiş yaptılar ki, bu şehrin milliyetini tamamıyle gösterir."
...hiçbir ilmî faaliyet kuvvetli bir geleneğe yaslanmadan, bugünün realitesini bütün soğukluğuyla hissetmeden ve gelecek tasavvuru olmadan sürdürülemez.
Milli Mücadele'yi idare eden Birinci Meclis'te en kalabalık grup ulema ve şeyhlerdir; Meslis Kur'an ve Buharî hatimleri ile, dualarla, Hacı Bayram-ı Veli Camisi'nde kılınan namazlardan sonra açılmıştır; Meclis'in en görünür kısmında, başkanlık kürsünün arkasında şûrâ ayeti yazılıdır; Şer'iye ve Evkaf Vekâleti Encümeni Meclis'ten çıkan kanunları fıkha, şeriata uygunluk açısından görüşmekte ve denetlemektedir...