‘’Doğru. Descartes gibi insanlar, giydikleri kumaş parçalarına değer kazandırıyorlar. Bir de tam tersini düşünsene.
Ne gibi?
Kumaş parçalarının insanlara değer kazandırdığını.’’
‘’Onlar gözle görünen özelliklerimize değer verdiklerinden, kokumuza özen göstermeyip dış yüzümüzle ilgilendik daha çok. Daha dik durmaya çalıştık yapat güller gibi, yapraklarımızı daha geç dökmek için çabaladık, hislendiğimizde taç yapraklarımız kırışmasın diye ağlamadık. Ve ihmal edilen kokumuz zamanla uçmaya başladı.’’
Diana annesi ölümünden sonra bir mektup aracılığıyla Mary adında ikizi olduğunu öğreniyor. Annesinin son isteği olarak ikizini bulmasını istemesine rağmen hem yaşadığı acı hem de hiç bilmediği bir ikizi olduğu gerçeği Diana’nın kısa bir süre sarsılmasına neden oluyor. Acısını yaşarken ve büyük bir kararsızlık buhranı içindeyken karşılaştığı siyahi falcı ve ressam Mathias’ın etkisiyle San Francisco’dan İstanbul’a uzanan yolculuğa adım atmaya karar veriyor. Diana ikizini bulabiliyor mu?