İnsanın kan bağından ataları olduğu gibi edebiyat dünyasından da ataları vardı ve bunlar insana tarz ve mizaç olarak ilkinden daha da yakın olabiliyor, üzerinde çok daha bariz bir etki bırakabiliyordu.
Kim bilir belki de vaktinde tabut örtüsü olarak kullanılıyordu. Şimdi de ölümden bile daha beter bir çürümeyi; korkular içinde kıvranacak ama bir türlü can veremeyecek olan bir şeyi gizleyecekti. Nasıl ki kurtlar cesetleri çürütüyorsa, günahlar da bu tuvaldeki figürü öyle çürütecekti işte.
Başkaları hakkında bu kadar iyi şeyler düşünmeyi tercih etmemizin sebebi kendimizden korkmamızdır. İyimserliğin temeli düpedüz korkudur. İşimize yarayacak erdemleri komşumuzda görüyoruz diye kendimizi yüce gönüllü zannederiz.
Deneyim denilen şeyin ahlâki bir değeri yoktur. Deneyim, insanların yanlışlarına verdikleri isimdir. Ahlakçılar kural olarak, deneyimi bir tür uyarı biçimi olarak görmüş, karakterin şekillenmesinde etik açıdan faydalı olduğunu öne sürmüş ve onu bize neyi yapıp neyi yapmayacağımızı gösteren bir şey olarak yüceltmişlerdir. Fakat deneyimin harekete geçirme gücü yoktur. Rolü neredeyse vicdanınki kadar azdır. Deneyimin bize gösterdiği tek şey şudur; geçmişimiz neyse geleceğimiz de o olacaktır ve geçmişte tiksinerek işlediğimiz günahları gelecekte defalarca hem de mutluluk duyarak işleyeceğiz.
İnsanlar en çok kendilerine lazım olan şeyleri başkalarına vermeye pek meraklıdır," dedi Lord Henry gülümseyerek. "Cömertliğin son noktası diyorum ben buna."