Efnan Alkan

Efnan Alkan
@efnanalkan
Atauni - English Language and Literature
Trabzon, 7 Aralık 2001
9 okur puanı
Şubat 2021 tarihinde katıldı
Adalet Hanım - Kardeşçiğim, biz erkeklerle baş edemeyiz. Onların bize karşı bin bir hakları, kuvvetleri, silahları vardır. Biriyle mağlup olurlarsa ötekini kullanırlar. Bahriye Hanım - Bizimkiler takdir edilmedikten sonra ben onların hiçbir hakkını tanımıyorum. Bu zamana kadar erkek kadına karşı sopa kullanırdı. Biz bugün onların karşısına yalnız mantık ve adalet silahıyla çıkıyoruz. Kadın nazik vücuduyla gerine gerine baskı kabuğunu kırıyor. Bugün erkeğin baskısı reddedilip, kadının hakkı teslim olunuyor. Asır bizim lehimizedir kardeşim…
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Terbiye demek herhangi bir mahlûkta yaradılıştan mevcut olmayan bir şeyi ona tehditle, dayakla, işkenceyle zorla aşılamaya uğraşmak demektir. Bunun için terbiye, medeniyet hilekarının yüzümüze sürmeye çabaladığı bir sahtekarlık yaldızıdır… Görünüşte hepimiz medeni, fakat içimizde bir türlü değişmeyen fıtratımızla yaratılmış insanlarız. Bugüne kadar gelen geçen filozoflar, felsefeler, türlü türlü terbiye usülleriyle neyi başardılar? Ortadan kaç hırsız, kaç cani, kaç zinacı eksildi? Çünkü fiilde samimiyet yok. Hükümetler görünüşte ne şekil alırlarsa alsınlar insanlara hala efendisine gelir getirmek için yetiştirilen zavallı bir ayı terbiyesi veriliyor. İşte onun için insanı da hayvanı da kendi ilkel vahşetindeyken severim. Çünkü tıynetlerine hile katılmayanlar ancak onlardır. İnsanın doğal hali terbiyesizliğidir. Bizi ayıplarlar, bize gülerler, bizi kanuna çarptırırlar vs… Bu tür korkularla terbiyeli görünürüz. Bu sosyal endişeleri kaldırın, hepimizin nasıl arsız, hayasız, hırsız, vicdansız olduğumuz derhal meydana çıkar.
Evimde “oh” diye bir nefes alamam, çünkü acuze suratıyla derhal karşıma kaynanam çıkar. Sokakta polis! İki adım ötede hoca! Bu memlekette keyfinizce eğlenmek istediniz mi konunuz komşunuz, bütün mahalle, bütün şehir itiraz eder, karşı çıkar… Açık, mertçe eğlenceye tahammül edemezler. Fakat gizli ahlaksızlık içimizi kemirir durur.
Sorun şu; size hem anlatıldı, hem anlatılmadı. Size bazı şeyler anlatıldı ama gerçekte hiçbiriniz anlamıyorsunuz ve bazıları bu durumun böyle kalmasından hoşnut. Ama ben değilim. Doğru düzgün bir hayat yaşayacaksınız, bilmeniz gerekir, gerekeni bilmeniz şart. Hiçbiriniz Amerika’ya gitmeyeceksiniz, hiçbiriniz film yıldızı olmayacaksınız. Geçen gün bazılarınızın planladığını duyduğum gibi, hiçbiriniz süper marketlerde çalışmayacaksınız. Hayatlarınız sizin için önceden kararlaştırıldı. Yetişkin olacaksınız ve sizler yaşlanmadan, hatta orta yaşa bile gelmeden, hayati organlarınızı bağışlamaya başlayacaksınız. Her biriniz bu nedenle yaratıldınız. Filmlerini seyrettiğiniz aktörler gibi değilsiniz, benim gibi bile değilsiniz. Bu dünyaya belli bir amaçla getirildiniz ve geleceğiniz, hepinizin geleceği önceden belirlendi.
Savaştan sonra, 50’li yılların başında, bilimde peş peşe, hızla büyük adımlar atıldı ve durup onları gözden geçirmeye, doğru soruları sormaya vakit kalmadı. Aniden yeni olasılıklar gözler önüne serilmişti; daha önce tedavisi olmayan hastalıklara çareler bulunmuştu. Dünya en çok bunu gördü, bunu görmek istedi. Uzun bir süre boyunca, insanlar bu organların hiçlikten ortaya çıktığına inanmayı tercih ettiler veya bir boşluk içinde geliştiğine inanmak istediler... İnsanlar sizin varlığınızdan ne kadar rahatsız olurlarsa olsunlar, onların esas ilgilendiği kendi çocukları, eşleriydi, anne-babaları, arkadaşlarıydı; onların kanserden, felçten, kalp hastalığından ölmemesiydi. Bu yüzden ortaya çıkarılmadınız ve insanlar sizleri düşünmemeye çalıştı. Düşünseler bile onlar gibi olmadığınıza inanmaya çalıştılar. Sizin insan olmadığınızı düşündüler, bu yüzden öneminiz yoktu.