İnsanları mutsuz eden yalnızca habislik ya da düzenbazlık değildi, kafa karışıklığı ve yanlış anlamaydı da; hepsinden çok da, diğer insanların da kendileri kadar gerçek olduğuna dair o yalın gerçeği kavrayamamaktı. İşte bu farklı zihinlere girmeyi ve eşit değerde olduklarını göstermeyi yalnızca bir öyküde becerebilirdin. Bir öykünün içermesi gereken tek ahlak dersi buydu.
Türk kızları musiki, şan öğrenmeye Avrupa’ya gidiyorlar. Az zaman sonra bu sanat o kadar ucuzlayacak ki sokak ortalarında mandolinleri, gitarları boyunlarına asılı, kemanları koltuklarında gruplar göreceksiniz. Bunlar nafakalarını toplamak için her kahveye, gazinoya, meyhaneye girip çıkacaklar. Türk kızı pek adi barlarda, önü sarhoş dolu pis sahnelerde göbek atacak, arada bir kulise girerek piçini emzirip yine çıkacak… Eğer bu hal bu millet için büyük bir zillet, felaket ise sen bugün niçin yalnız karını düşünüyorsun be adam, neslini düşün. Sensiz bensiz kalacak kızımızın yarın o sahneye ineceği ihtimalini niçin aklına getirmiyorsun?