Ben işin bir merdiven olduğunu düşünmüştüm; zirveye ulaşmak adına çıktığımız bir merdiven… Ama iş denilen aslında yemek gibi bir şeydi. Her gün yenilen yemek… Vücudumu, kalbimi, zihnimi ve ruhumu etkileyen yiyeceklerdi. Dünyada alelacele yenilen yemekler de tadına vararak yavaşça yenilen yemekler de vardır. Ben artık sıradan yemekleri içtenlikle yiyen bir insan olmak istiyorum, kendi iyiliğim için.
Günümü son derece yoğun ve zorlu geçirsem de sadece zamanımı boşa harcıyormuşum hissine kapılmaktan nefret ediyordum. Dilerim sen böyle hislere kapılmaz, kendinle hep gurur duyabilirsin.
Kitabı kapattığımda düşündüm. Sırf yetersiz biri olduğum düşüncesinde kaybolmamalıyım. Hâlâ bir şansa sahip değil miyim? Eksik de olsam iyilik yapıp, güzellikle konuşamaz mıyım? Hayal kırıklığına sebep olan ben de bazen, sadece bazen iyi bir insan olamaz mıyım ? Böyle düşününce yeniden hayat buluyor, gelecek günler için sabırsızlanmaya başlıyorum.
Hepimiz uyumsuz olduğumuz için birbirimize çarpınca incinip incitiyoruz işte. Bu senin de sıradan bir insan olduğun anlamına geliyor. Hepimiz öyleyiz. Yaralayarak yaşıyoruz.
“Son günlerde bunu çok düşünmeye başladım. Benim varlığım yalnızca bana güzel, başkalarına değil. Doğrusu kimi zaman ben de kendime iyi gelmiyorum. Yine de katlanılmaz biri değilim aslında…”