efsah

efsah
@efsah
"şu kıyas ve ölçüler âleminde dolaşanın ben olduğumu sanıyorlar"
Kulların sınanması, onların iddia sahibi olmasından kaynaklanır. Konevî'nin ifadesiyle "Nerede iddia bulunursa orada denenme de bulunur.”
Sayfa 133
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Her şeyden önce ahiret hayatında müminlerin Allah'ı göreceklerinde tereddüt yoktur. Çünkü görmek, insan talebinin neticesidir. Allah'ı aramamız O'nu görmekle nihai cevabını bulacaktır. Bu sebeple sûfiler Allah'ı görmekten insan talebinin bir neticesi olarak söz ederler. Allah'ın görülebilir olduğunu reddeden Mu'tezile'ye karşı Ehl-i sünnet'in delillerinden birisi görmeyi talep eden Hz. Musa'ydı. Hz. Musa Allah'ı görmek istemiş, Allah ise ona dağa bakmasını emretmişti; dağ yerinde dursaydı O'nu göre bilecekti. Halbuki dağ parçalandı; Hz. Musa da bayılıp düştü. Ehl-i sünnet tutarlı bir sekilde buradan -görmenin imkânsızlığını değil- Allah'ı görebilmenin mümkün olduğu neticesini çıkarmıştı. Çünkü imkân âleminde dağın yerinde kalması mümkündü: Allah dileseydi dağ yerinde kalırdı. Üstelik Allah, Hz. Musa'ya bu talebi yasaklamamıştı. Demek ki görmek yasaklanmış veya imkânsız olarak zikredilmemiş, sadece şarta bağlı olarak zikredilmişti.
Sayfa 120
Âlemde rahmetten nasibi olmayan yoktur, olsaydı var olmazdı.
Sayfa 91
"Zelil kulun küçüklüğü olmasaydı el-Celil'in celalinin izleri zuhur etmezdi. Kederli ve yönelen kimsenin yardım talebi olmasaydı âlemde övgüye layık olanın övgüsü bilinmezdi."
Sayfa 78
müminler için el-Kahhâr nefsin hazlarını, itaatsizliğin sebebi olan taşkınlıklarını ezmek üzere sığınılan bir isimdir. Bu durumda el-Kahhâr başkasına karşı okunan bir isim değil, nefsin taşkınlığına karşı okunan ve insana haddini öğreten bir isim olarak anlaşılır.
Sayfa 71