Gitmeni istiyorum…
Bir müddet ayrılalım... Bu aşk Ve iyiliğimiz için ey sevgilim... Bir müddet ayrılalım ... Çünkü beni daha fazla sevmeni Benden biraz nefret etmeni istiyorum... Elimizde olan ... Yaşadığımız değerli anıların hatırı için... Hâlâ dudaklarımızda nakışlı olan Hâlâ ellerimize kazılı olan... Bu muhteşem aşkın hatırı için... Bana yazdığın mektupların... Gül gibi içime dikilmiş yüzünün... Saçımda... parmaklarımda kalan aşkının hatırı için Anılarımızın Güzel hünümüzün ve tebessümümüzün... Sözlerimizden daha büyük Ve dudaklarımızdan daha büyük olan aşkımızın Hatırı için... Hayatımızdaki en güzel aşk hikâyesinin hatır için.. Gitmeni istiyorum... Sevgili olarak ayrılalım... Kuşlar da her mevsim... Tepelerden ayrılırlar... Güneş de ey sevgilim... Batmak üzereyken daha güzel olur Hayatımda bir şüphe ve bir azap ol ... Bir kez efsane... Bir kez serap ol...
Şiir
Oku dârü'l-fünûn-ı ıztırâbı hatm-i âlâm et Bitir şeh-nâmeyi, her kahrı tenvîr-i serencâm et Barış hîçî-yi mutlakla unut efsâne-yi ömrü Adem meyhânesinden gönlüne bir cür'a ikrâm et Kolaylı
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Kahve sevenler derneği.. =)
Duygu ve Düşünce
Harabi
Ne çare zahida Kızılbaş olduk Da'ima bade-yi gülfam süzeriz Bezmimize mahbub bir saki bulduk Anın içün böyle sarhoş gezeriz Bektaşiyiz yahu etmeyüz inkâr Ne mahz söylenir dillerde her bar Bizlere bir mahbub olursa şikâr Kırk kişi ile anı heman düzeriz HARABİ nedir bu melâmet hali Efsane söyleyüb uzatma kali Zahid ağzı bizce torba misali Çekince yuların ağzın büzeriz.
Türk halısındaki nakışın güzelliği Uluköy granit kaplı sokaklar efsanelerle yüklü geçmiş ve silinmeyen bombardıman izleri balıklı göleti ve ünlü kaplıcasıyla biga yarım adasında bir efsane egeye dört kilometre uzaklıkta balıkçılıkta yapılıyor Atlas dergi sayı 68 kasım 1998 Victor hugo soruyor Garip değil mi? Ulaşamayacağımız kadar yüksekte sandığımız kişiler, aslında eğilemeyeceğimiz kadar alçaktadır evet o yüksek sandığımız güzellikler tam olarak yanı başımızdadır çarşılarımız rızık kapımız vede o ezan okunan camiler yüksekte değil tam olarak yanı başımızda fakat insanlar kartallar gibi yüksekten uçmak isteyince ne yazıkki yere çakılıyor egenin en önemli halklarından biride gayrimüslimler onlarında hakkı var bu ülkede ve bir zamanlar egede yaşayıp camiler inşa edilsin diye kendi toprağını arazisini bağışlayan Rum halkıda mübadele ve kara eylül denilen 6 7 eylül olayları yaşanmadan bu ülkenin insanı ve gardaşlarımızdı selam olsun o insanlara ege bölgesi denilince akla rumlar geliyor insan iç geçirmeden edemiyor rum komşularına evet yüksekte duranlara değil yanıbaşımızdaki güzelliklere bakalım biga yarımadası ve ulugölde bugün bayanlar köy kızları gönlünden geçenleri desen desen motif motif halılara dokuyor Efendimiz SAV kişiye ancak kendi elinin kazancı vardır buyuruyor peki biz nakış nakış el ile dokunan türk halılarındaki güzellikleri görebiliyormuyuz victor hugonun dediği gibi ne garip yükseğe bakmaktan güzellikleri perdeliyoruz
1000Kitap
Anna Karenina kitabın yaklaşık dokuz yüzlü sayfalarına geldim. Kitap beni gerçekten çok yordu. Bu konuda benimle aynı durumu yaşayan okurlar var mı?  Yorumlarınızı ve yardımlarınızı bekliyorum. Kitap Tolstoy’un efsane bir eseri ama edebi olarak okurken tükendim.
1000Kitap