Ömer ve Macide... Bir anlık aşk, bir anlık kararlar, bir göz oda. Ne güzel kitaptı İçimizdeki Şeytan. Sabahattin Ali sanki kafamın içinden çıkmış bir yazar. Her şeyi o kadar akıcı anlatıyor ki olayları kenarları tutmaktan kir tutmuş perdenin yerinden izliyor gibi hissettim. Bazen Macide'ye kızdım nasıl Ömer gibi birine vuruldun, Bedri'nin sevgisini göremiyor musun diye bazense Ömer'e sayıp sövdüm, aptal olma Nihat dost değil, diyerek. Nihatlar hep hayatımızda olacak korkarım, hayatımızdaki şeytanlar olarak kalacak Nihatlar. Düşünmek, kendi kararlarını vermek en büyük özgürlük. Ömer'in de sorunu buydu sanıyorum. Kullanışlı olan beynini çalıştırmayıp hep anlık yaşadı. Hayat yediğimiz kazıklar ve yaptığımız hatalar bütünüdür, ancak bu kazıklardan, hatalardan ders çıkaramazsak hiçbir yararı olmaz. Ömer akıllanmış mıdır? Henüz değil ama olacak. Umarım hayatımızda hep Bedri gibi insanlar çıkar karşımıza. Keyifli okumalar.