Yollarda yürüyorum ve insanların yüzlerini, yüz ifadelerini inceliyorum, onların bedenlerini, devinimlerini, yere eğik bakışlarını gözlüyorum. Ve onları inceledikçe kendime şunu daha sık soruyorum:İnsanlar neredeler? Gördüklerim insandan çok birer maske:Keder maskeleri, gücenme maskeleri, umutsuzluk maskeleri. Kimi zaman kentin üzerine kötü bir büyünün indiği izlenimine bile kapıldığım oluyor:Herkes uyurken, çok güçlü bir cadı herkesin gülümsemesini söndürdü ve yüzlere bir donukluk verdi sanki. Güvenme, saldırganlık ve ezmek;artık bizi başkalarıyla ilişkiye sokan biricik duygular halinde.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Ruh! Hangi hekim bu sözcüğü ağzına almaya cesaret edebilir ki? Ruh, tavanarasındaki odasına çekilmiş uysal bir yaşlı teyze gibi çekip gitti düşüncelerimizin arasından.
İnsan, hayatın hangi döneminde olursa olsun anneye karşı daima çocuktur. Ve mert bir erkeğin ağlayışı kadar, kadında merhamet hissini uyandıracak hiçbir şey düşünülmez. Hele o kadın bir anne ise...