“İnsanoğlu güzelliğe böylesine hayran kalabiliyorsa, bu savaş ne, bu birbirlerini yeme, aşağılama, bu akan suya, uçan kuşa, yaprağın üstüne konmuş kelebeğe düşmanlık niye? Deli mi bunlar, deli mi? Bu yaşa geldim, çok savaşlardan, ölümlerden, zulümlerden, dostluklardan, sevgilerden, mutluluklardan, ölümüne sevdalardan geriye kaldım, şu insanoğlunu anlayamadım gitti. Ne tuhaf, ne çılgın bir yaratık.”
İnsanoğludur, içinde azıcık insanlık kalmış insanlar da vardır, insanların her insanın derininde kalmış, az da olsa bir insanlık damarı her zaman depreşebilir. İşte onları bu adaya getirmeyen, önünden geçerken baktırmayan başlarını önlerine eğdiren bu damardır. Savaş alanlarında öldürdükleri , binlerce yan yana, üst üste yatan ölülere utançlarından bakamayanlar, onları toplayıp gömemeyenler onları öldüren utku kahramanlarıdır. Ölülerin yattığı alandan geçen yenmiş ordunun askerleri bile birbirlerinin yüzlerine bakamazlar.
“İnsanlık çok eskidir oğlum. Milyonlarca, milyarlarca insan, milyarlarca düşünce yaratmıştır. Milyarlarca destan, türkü, şiir yaratmışlardır. Şu insanların birinci derdi de kendinin ve insanların gizine ulaşma çabası olmuştur. Bugün, insan evrende insanı bildiği kadar hiçbir şeyi bilmez. İnsan insan olduğundan bu yana öldürmekten, savaştan iğrenmiştir ya gene de öldürmüştür.”