Gazap üzümleri...
“Fareler ve insanlar” ve “inci” kitaplarının ardından yazarın okuduğum 3. kitabıydı. Yoğun betimlemeler içinde kaybolup gittim. O betimlemelerle insanların çaresizliğine, Kapitalizmin verdiği zararlara, bir zamanlar sahip oldukları topraklardan sürülüp yollara düşen yoksullaştırılmış çiftçilerin hayatlarını yeniden kazanabilme umuduyla her yeni güne yeni bir maceraya atılabilme gücüne şahit oldum. İliklerime kadar işleyen bir açlık, açlığın insana neler hissettirip neler düşündürebileceğini gördüm. O sıcağın altında o külüstür kamyonda o yol asla bitmeyecek asla yerlerine ulaşamayacak insanların yolculuğunda ruhum sıkıştı. Aile olmanın çabasına, bir arada kalabilmek için çırpınan bir annenin mücadelesine hayran kaldım. Casy karakteri en sevdiğim karakterdi sanırım. Dünyayı hayatı çözümlemiş inanç ve dünya sistemini çözmüş en aklı başında karakterdi. Anne karakteri de çok güçlü ve mücadeleci toparlayıcı olması ile örnekti. Son sayfa ve son cümle beni çok etkiledi. Dram ve iç sıkıntısı okuma boyunca yakamı bırakmadı ama kitabın sonu tam olarak vurucu darbeydi. Yazarın diğer kitaplarını da okuma listeme mutlaka ekleyeceğim.