Kimse hiçbir noktalama işaretinin akıbetini merak etmeyecek.
Ama herkes birbirinin iyiliğini düşünüyormuş gibi cümleler kuracak. En büyük hatalar hep başkalarına ait olacak. Kimse kimsenin kalbini kırmıyormuş gibi davranacak. Her şey iyi niyetlerindenmiş gibi anlatılacak.
"İnsan," dedim bilmiş bilmiş, "olabildiğince dürüst yaşarsa bu hayatta, süreç nasıl olursa olsun, sonucunda kendini iyi hissedecektir. Gidişat zorlu olur, olsun. O zamanlarda geliyor iç ferahlığı; söylemediğim bir şey kalmadı, elimden geleni yaptım, artık hafifim dediğimiz yerde."
Anlatsam roman olur, bende ne hikâyeler var," derler, katılıyorum buna; ne kadar çok insan varsa dünyada, o kadar çok da hikâye var. Keşke bütün hikâyeleri dinleyecek, bütün filmleri izleyecek, bütün şarkılara hüzünlenecek ve bütün kitapları okuyacak kadar uzun yaşasak.
Çağdaş dünyanın gerçekleriyle ve kendi tarihsel mirasını uzlaştırıcı bir yaşam felsefesi geliştirememiş toplumların, kronolojik yaşıyla orantılı olarak olgunlaşmış bireyler üretebilmelerini beklemek bir ütopyadır!