Yazacağım bu yazı hiçbir objektiflik içermeyecektir.
1000'e yakın kitaptan oluşan kocaman bir kitapligim vardı 6 Şubattan önce, Şeyma hanım bunu bilmez.
Yıllardır severek takip ettiğim birisi kendisi, depremden bir kaç gün önce bir kitapçıda kitabı karşıma çıktı, tek bir tane.O kitaba dokunurken bir gün bir yerde Şeyma hanımla tanışıp, imzalattigim hayalini kurdum.Hepsi o kadar gerçekti ki kitabı bağrıma basıp kasaya gittim, sonra hepimizin hayatını tepetaklak eden o deprem oldu. Tüm kütüphanemle birlikte Şeyma hanımın o kitabı da enkazda kaldı.
6 yıldır bize yuva olan bina yerle bir olmuştu 15 yaşımdan beri okuduğum kitaplarla birlikte.Sonra bir gün Şeyma hanım deprem bölgelerine yardım için bizzat geleceğini duyurdu. Yaşadığımız yere gelecekti, belki tanışacaktık ancak imzalatacak bir kitap yoktu artık.Uzun zamandır ara ara konuştuğumuz için bu durumu paylaştım kendisiyle, hemen kitabı göndermeyi teklif etti ve tüm kargo süreciyle birebir yakından ilgilendi.Bu arada Şeyma hanımın iyilik dolu kalbi burada devreye giriyor hesabım, bir profil resmi bile olmayan 10 takipçili, hiçbir şey paylasmadigim bir hesap...Bir kitap hesabı değil yani, bireysel bir hesap bile değil. O da böyle bir yazı yazacağımı öngörerek değil tamamen iyi bir insan olmasından kaynaklı böyle bir şey yapti zaten.Bu da tüm bu süreci benim için daha özel ve kırılgan kılıyor.
Kitabi, hayatımda aldigim en özel armağan olarak kalacak. Kargo poşetine varana kadar saklayacağım ömrüm oldukça...
Şeyma hanımın kitabını okurken arka fonda hep "minik kuş " şarkısını söyleyen minik Şeyma vardı.Kitaptaki minik kız çocukları üzüldüğünde şarkı yavaşlıyor ve ağlama sonrası kalan minik hıçkırıklar eşliğinde devam ediyordu, minik kız çocukları mutlu ya da heyecanliyken de coşkuyla daha bir gür kıkırdayarak