Hayat sanki benden uzaklaşmış, o güne kadar hissettiğim gücünü ve rengini kaybetmiş, eşyalar bir zamanlar hissettiğim ve hissettiğimin de ne yazık ki farkına varamadığım güçlerini ve hakikiliklerini yitirmişlerdi...Yıllar sonra kendimi kitaplara verdiğim zaman o günlerde hissettiğim sıradanlığı ve bayağılığı en iyi ifade eden satırları Fransız Şair Gerard de Narval'in bir kitabında okudum.En sonunda aşk acısından kendini asan şair, hayatının aşkını sonuna kadar kaybettiğini anladıktan sonra Aurélia adlı kitabının bir sayfasında; bundan sonra hayatın kendisine yalnızca "kaba oyalanmalar" bıraktığını söyler.Ben de öyle hissediyor, Füsunsuz geçirdiğim günlerde yaptığım her şeyin kaba ,sıradan ve anlamsız olduğu duygusundan kurtulamıyor ve bütün bu bayağılıklara yol açan şeylere, kişilere öfke duyuyordum.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Bir tarih ve kader ironisidir ki Avrupa'nın kendi düşüncelerinin,hayat tarzının ve devrimlerinin köklü bunalımına ve çıkmazına düştüğü bir dönemde; bütün dünya ülkeleri bu ruhi trajediden habersiz, mutlu bir batı prototipi gerçekleştirebileceğini umuyor.Hepsini de bu aldanışa sürükleyen, sosyalizm-liberalizm kapitalizm-komünizm ikilemidir.Onlar sanıyorlar ki batıdaki eleştirici düşünceyi benimsemek, batıya karşı olmaya yetecektir. Halbuki Marksizm batı için bir özeleştiri durumundadır.Marksizm, sosyalizm batı ile çağdaşlaşma aracı olarak kullanıldıkça sonuç olarak yine batıya yarayacaktır.Çünkü asıl marksist düş ve gerçekleşim, batı tekniğinin daha uç bir plana gidip makine ve fabrika insanı tipinden başkasını ortadan kaldırması isteğiydi.