"Istırabın kaynağında insanın hayatına anlam verememesi gerçeği yatar."
Victor E. Frankl, 20.yüzyılın önde gelen psikiyatristlerinden ve Varoluşçu terapinin en önemli isimlerinden biridir. 2. Dünya Savaşı'nda Polonya içerisindeki Alman toplama kamplarında 4 yıl kadar süren bir tutsaklık geçiren Frankl yaşadıklarını ve deneyimlerini Logoterapi’nin de desteği(Anlam Merkezli Terapi) ile bizlere sunuyor.
Aslında “Her şeyini kaybeden, bütün değerleri yok edilen, açlığın, soğuğun ve acımasızlığın altında ezilen, her an her saat imha edilmeyi bekleyen bir tutuklu olarak Frankl, yaşamı sürdürmeye nasıl değer bulabildi?’’ Sorusunun hikâyesini bizlere anlatan bu eser otuzun üzerinde yabancı dile çevrilmiş,15 milyondan fazla satılmıştır.
Frankl bu iç öyküsünde onur kırıcı bütün rezilliklere karşı yaşamın anlamını bulabilmenin mümkün olduğunu bizlere sadece anlatmakla kalmıyor sunduğu terapilerle de bu görüşünü destekliyor. Nihai ve en yüksek hedefin sevgi olduğunu anlatırken hepimiz için eli kulağında olan ölüme karşı da bizlere farklı bir bakış açısı sunuyor.
Acının yaşamın büyük bir kısmını oluşturduğunu, kişinin yaşadığı acılar karşısında ki tavırlarının onu kaderinin üstüne çıkarmayı başarabileceğini anlatırken Nietzsche’nin "Yaşamak için neden’i olan kişi, hemen her nasıl’a dayanabilir." Sözünü de bizlere örnek olarak sunuyor.
Frankl, sevginin, acının kısacası varoluşun anlamını anlatırken bütün umutsuzluğumuzu alıp götürüyor ve bizleri ‘her şeye karşı yaşama evet demeye ve uyanık olmaya’ davet ediyor. Sizin davetiyeniz ise bu kitap, çok vakit kaybetmeden bu davete katılmanız dileklerimle.
'' İçindeki çocuğu sağlıklı geliştirebilmiş bireylerin kişiliği ''gerçek''tir; çünkü bu kişilik bireyin kendine özgü düşünce,duygu ve davranışını belirtir. ''
Psikoloji ve gerilimin muhteşem karışımı içerisinde eserini hazırlayan Fitzek akıcı üslubu ile elimizden bırakamayacağımız bu eseri bizlere sunuyor. Sonunu öğrenebilmek, aklımızda oluşan binlerce soruya cevap verebilmek için can atacağınız bu eser bütün duyguları, çıkmazları, bunalımları en iyi şekilde bizlere aktarıyor. Her sayfasını büyük bir merakla çevireceğiniz, insanı kendine esir eden bu hikayede Josy’i merak etmekten kendinizi alamayacaksınız. Esrarengiz bir kayboluşun ardından geçmişe dair ortaya çıkan gerçeklerle hem derin bir anlayış düzeyi kazanıp hem de saklı bir bulmacayı çözdüğünüzü düşüneceksiniz. Karakterlerin duygu durumlarını okuyucusuna aktarmayı başarmış olan Fitzek birçok psikolojik konu ile ilgili de bilgi sahibi olmamızı sağlıyor. Tanığı, cesedi olmayan bu kayboluşun hikayesi aslında bizi kendimizle yüzleştiriyor. Hayatımızın bazı dönemlerinde her şeyin üst üste geldiğini hepimiz düşünmüşüzdür işte tam da böyle bir dönemden geçen Lorenz beklenmedik anda çalınan kapısı ile hayatını gidişatını değiştirir. Tam her şeyi anladım çözdüm derken sizlere ters köşe yaparak yeni bir hikayenin kapılarını aralıyor. Gerçek ve hayali iç içe yaşayacağınız bu hikaye ile sır dolu dünyaların kapısını aralamaya hazır olun!!