Puan vermedi·440 syf.··
2026 27. kitabı
·
23 günde okudu
·
Okunma: 23 Mayıs 2026 19:12
Kadınlardan Nefret Eden Erkekler'i okumak oldukça zordu. Zaten aya yayarak yavaş yavaş sindire sindire okudum. Erküreye öyle bodoslama dalmak kaygımı biraz tetikledi açıkçası. Yazar kitap boyunca kadın düşmanlığını bireysel önyargılar ya da münferit şiddet olayları üzerinden değil, çevrimiçi topluluklar tarafından üretilen ve yeniden dolaşıma sokulan bir ideoloji olarak ele alıyor. Temel argümanı, birbirinden bağımsız görünen incel gruplarının, kız tavlama ustalarının, erkek hakları aktivistlerinin ve benzeri yapıların aslında ortak bir kadın düşmanlığı ekosistemi içinde faaliyet gösterdiği yönünde. Kitabın en önemli katkılarından biri, bu toplulukları marjinal ve önemsiz internet köşeleri olarak değerlendiren yaygın yaklaşımı sorgulaması. Bates, bir yıl boyunca çevrimiçi olarak yarattığı sahte bir erkek kimliği ile bu grupların arasına sızarak ve forumlarında, bloglarında ve sosyal medya ağlarında gözlem yaparak çevrimiçi radikalleşmenin nasıl işlediğini ortaya koyuyor. Tamamen filtresiz bir şekilde bu gruplarda yazılan makaleleri, gönderileri paylaşıyor. Bunu durumun ciddiyetini kavratmak için özellikle böyle yaptığını da ekliyor. Özellikle genç erkeklerin bu ağlara giriş süreçlerini anlatan bölümler dikkat çekici ve doğrusunu söylemek gerekirse ürkütücü. Çünkü burada söz konusu olan şey yalnızca kadın düşmanlığının yayılması değil aidiyet ihtiyacı, mağduriyet söylemi ve kimlik inşasının bir araya geldiği bir radikalleşme süreci. Zaten kırılgan ve yalnız olan bu erkekler, bu tarz radikalleşmiş ideolojilerle zehirleniyor bir nevi. Kitap boyunca görüyoruz ki bu toplulukların ortak paydası sınıfsal konumdan çok aidiyet arayışı. Farklı sosyoekonomik arka planlardan gelen bireyler, kendilerine yaşadıkları sorunların nedenini açıklayan ve aynı zamanda bir topluluğa ait
Kadınlardan Nefret Eden ErkeklerLaura Bates · April Yayıncılık · 20265 okunma
Köy Enstitülerinden, İmam Hatip okullarına...
10/10
·180 syf.··
2026 15. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 10 Nisan 2026 23:33
Türkiye tarihinin en önemli hareketlerinden biri olan Köy Enstitülerinin tarihini, oluşumunu ve etkilerini; bu enstitülerden biri olan Gönen Köy Enstitülü Fakir Baykurt’tan dinlemek, keyifli olmasının çok ötesinde, samimi ve objektif bir perspektif sunuyor. Osmanlı’nın yıkıntılarından tekrar ayağa kalkmak, güçlenmek; daha doğrusu yeniden dirilmek isteyen Türkiye’nin bunu gerçekleştirmesi çok zordu. Hem yöneticiler hem de halk bunun farkındaydı. Çünkü Osmanlı’dan geriye, yoksullukla ve yorgunlukla debelenen bir toplum kalmıştı; tam anlamıyla bir karanlığın içindeydi. Sorun net ve ortadaydı. Peki, ne yapmak gerekiyordu? Çoğunluğu köylerde yaşayan, yoksul ve eğitimsiz olan bu toplumu nasıl ayağa kaldırmalıydı? Dönemin Millî Eğitim Bakanı Hasan Âli Yücel ve o zaman bürokrasinin içinde aktif olarak görev yapan İsmail Hakkı Tonguç, bu soruların cevaplarını bulup uygulamak için kolları sıvadılar. Çünkü köylünün ayağa kalkması, genç Cumhuriyet’in ayağa kalkması demekti. O hâlde reçete belliydi: Cahilliği ortadan kaldırmak ve köylüyü her anlamda üretken kılmak. Sahaya inen İsmail Hakkı Tonguç, eğitimi sadece okuma yazma öğretmekten ibaret görmüyordu. Tonguç’a göre okuma yazma, bunun sadece küçük bir parçasıydı. Önceleri “eğitmen kursları” adı altında, askerliğinde onbaşı veya çavuş olarak görev yapan kişilerin altı aylık kurslarla eğitilip köylerine gönderilmesi ve oradakilere okuma yazma öğretmesiyle girişilen bu çaba yeterli olmuyordu. Bunun yanı sıra, şehirdeki öğretmenlerin köye ayak uyduramamaları ve geri dönmeleri, Tonguç ve arkadaşlarını düşündürüyordu. Daha kalıcı ve sağlam temelli bir model lazımdı. Tarihler 17 Nisan 1940’ı gösterdiğinde, bir yasa ile Köy Enstitüleri kuruldu. Peki, neydi bu Köy Enstitüleri? Önceki girişimlerden çok daha farklıydı. Sorunun çözümü
Unutulmaz Köy EnstitüleriFakir Baykurt · Literatür Yayıncılık · 2016789 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Öğrenmek, bilmediğini halihazırda bildiğinle ilişkilendirmektir.
9/10
·144 syf.··
2026 5. kitabı
·
55 günde okudu
·
Okunma: 27 Şubat 2026 07:45
Eğitim denince aklımıza gelen ilk görüntü nedir? Genelde kürsüde her şeyi bilen bir hoca ve karşısında ağzı açık, dolmayı bekleyen boş kaseler gibi oturan öğrenciler... Fransız filozof Jacques Ranciere , Cahil Hoca kitabıyla bu tabloyu destekleyici ifadelerle tersine çeviriyor. Kitap, 19. yüzyılda yaşamış Joseph Jacotot isimli bir öğretmenin gerçek ve bir o kadar inanılmaz deneyiyle başlıyor. Jacotot, hiç Fransızca bilmeyen Hollandalı öğrencilere, kendisi de Hollandaca bilmediği halde Fransızca öğretmeyi başarıyor. Peki nasıl? Açıklamayarak. Kitabın temel derdi birine bir şeyi "açıklamak", tam olarak ona "sen bunu kendi başına anlayamazsın" demektir. Rancière buna "aptallaştırma" diyor. Oysa gerçek eğitim, bir zekanın başka bir zekayı özgürleştirmesidir. Çoğumuz "eğitimle herkesi eşit seviyeye getireceğiz" deriz. Rancière ise "Eşitliği başlangıç noktası olarak almalısın" der. Herkesin zekası eşittir, fark sadece o zekayı kullanma azmindedir. Kitap, öğretmenlik vasfını "bilgi aktarıcılığı"ndan çıkarıp "irade uyandırıcılığı"na taşıyor. Bu, ebeveynler ve yöneticiler için de muazzam bir perspektif. "Cahil Hoca", akademik bir metin gibi görünse de aslında bir saygınlık mücadelesi. Eğer "Ben bir şeyi öğrenemem" ya da "Bunu anlatmadan anlayamazlar" diye düşünüyorsanız, bu kitap sizin için bir devrim niteliğinde olacak. Kimsenin senin adına düşünmesine izin verme. Zaten her yetiye ve güce sahipsin.
Cahil HocaJacques Ranciere · Metis Yayıncılık · 20233,100 okunma
Batılılaşma hastalığı
Puan vermedi·342 syf.··
2026 10. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 21 Ocak 2026 19:59
Celaleddin Vatandaş’ın "Zihinsel Savrulma" adlı eseri, Türkiye’nin modernleşme serüvenini bir ilerleme öyküsü olarak değil, bir "zihniyet parçalanması" ve "kimlik krizi" olarak ele alan sarsıcı bir sosyolojik tahlildir. Kitap, toplumun köklerinden koparılma süreci ile Batılı değerleri tam anlamıyla içselleştirememesi arasında sıkışıp kalan "savrulmuş" insan tipini mercek altına alır. ​İşte kitap hakkında temel bir ön görüş ve analiz: ​1. Temel Tez: "Ne Oralı Ne Buralı Olmak" ​Yazarın ana iddiası, Türkiye'deki modernleşmenin doğal bir gelişim değil, yukarıdan aşağıya dayatılan bir müdahale olduğudur. Bu durum, toplumun zihninde bir "dünya görüşü boşluğu" yaratmıştır. Vatandaş'a göre, geleneksel bağları zayıflayan ancak Batılı rasyonaliteyi de tam kuramayan birey, bir boşlukta (savrulma halinde) yaşamaya mahkûm olmuştur. ​2. Kültürel Şizofreni ve İkili Yapı ​Kitapta en çok vurgulanan konulardan biri, eğitimden hukuka, sosyal hayattan aile yapısına kadar her alanda görülen ikili yapıdır. ​Bir yanda bin yıllık gelenek ve inançlar, ​Diğer yanda ithal edilmiş Batılı hayat formları. Yazar, bu iki yapının bir sentez oluşturamadığını, aksine birbirini çürüten bir "zihinsel karmaşa" doğurduğunu savunur. ​3. Tarihsel Perspektif ​Celaleddin Vatandaş, bu savrulmanın izini Tanzimat’tan Cumhuriyet’e, oradan günümüze kadar sürer. Ona göre bu süreç sadece bir yönetim biçimi değişikliği değil, bir idrak değişimidir. Kitap, aydının halktan kopuşunu ve "batılılaşmayı" sadece şekilsel bir taklitçilik (giyim, kuşam, eğlence) olarak algılayan zihniyeti sert bir dille eleştirir. ​4. Dil ve Üslup ​Eser, akademik bir derinliğe sahip olmasına rağmen, toplumsal gözlemleriyle oldukça akıcıdır. Yazar, soyut sosyolojik kavramları somut tarihsel örneklerle destekleyerek okuyucunun bugünkü Türkiye’yi
Zihinsel İzlenimler
Zihinsel SavrulmaCelaleddin Vatandaş · Pınar Yayınları · 202318 okunma
10/10
·56 syf.··
Beğendi
·
2025 34. kitabı
Ben de eğitim eleştirisi okuyacağımı düşünerek başladım, fakat karşıma çıkan metin çok daha geniş bir perspektif sundu. Ümit Keleş, Eğitimde Yeni Bir Ufuk’ta yalnızca aksayan noktaları işaret etmekle kalmıyor; eğitimi baştan sona yeniden düşünmeye davet eden bütünlüklü bir yaklaşım sunuyor. Kitap, sistemi tek bir başlık üzerinden değil, sınavdan müfredata, öğretmenden aileye uzanan bir bütün olarak ele alıyor. Parçaları değil, resmi görmemizi sağlıyor.
1000Kitap
Eğitimde Yeni Bir UfukÜmit Keleş · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 202535 okunma
Puan vermedi·56 syf.··
2025 189. kitabı
Ümit Keleş ~ Eğitimde Yeni Bir Ufuk Merhaba Arkadaşlar Sizlere kısa ama bir o kadar etkisi derin bir eserle geldim, kitap, Atatürk ve Reşit Galip arasında geçen küçük bir konuşma ile başlıyor Atatürk’ün eğitim düşünce merkezini dikkate alarak, eğitici ve öğretici bir perspektif sunuyor. Eğitimde yaşanan sorunları samimi ve sohbet havasında aktarırken, sadece eğitimcilerin değil ailelerin de okuyup sorgulaması gereken bir eser olduğunu hissettiriyor. •Kitap yalnızca 56 sayfa olmasına rağmen yoğun bir içerik sunuyor; Türkiye’nin eğitim sorunlarına tarihsel ve güncel perspektifleri harmanlayarak yaklaşan, çözüm odaklı bir yapıya sahip. Geleneksel değerlerle modern eğitim anlayışını birleştirmeyi amaçlayan eser, bizlere farklı bakış açıları kazandırıyor ve eğitim üzerine düşünmemizi sağlıyor. Bu kitabın amacı, detaylı veri veya vaka sunmak değil, fikirleri tartışmaya açmak. Eğitim, toplumsal bilinç ve ideal bir gelecek vizyonu üzerine düşündürüyor ve belki de bizi, daha derin okumalar ve araştırmalar yapmaya teşvik ediyor. •Benim için, Eğitimde Yeni Bir Ufuk, yalnızca eğitimcilerin değil, her bireyin özellikle ailelerin bakış açısını genişletecek, düşündüren bir kitap. Kısa ama etkisi uzun, ufuk açıcı bir eser. Kitapla Kalın
Alıntı
Eğitimde Yeni Bir UfukÜmit Keleş · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 202535 okunma