cebeci istasyonunda bir akşam üstü
incecikten bir yağmur yağıyordu yollara
yeni baştan yaşıyorduk kaderimizi
sıcak bir kara sevda
yüreğimizin başında bağdaş kurup oturmuştu;
acımsı, buruk.
mühürlenmişti ağzımız bir sessizlik içinde
sessizliği üstümüzden atamıyorduk
bir saçak altında kararsız, yorgun
saatlerce duruyorduk
kimse görmüyordu bizi
cebeci istasyonunda bir akşam üstü
yeni baştan yaşıyorduk kaderimizi
cebeci istasyonunda bir akşam üstü
bir başka türlüydü bu insanlar
sen bir başka türlüydün
gözlerin yine öyle bir bilinmez renkteydi
gözlerin gözlerimde erimekteydi
bir mermer heykel gibi yanımda duruyordun
beni bırakma diyordun
meyhane sarhoşları gibi sırılsıklam
bir yalnızlık duyuyorduk
ağlıyordun, ağlıyordun...