Biz kuşaklar boyunca yalnızca yatak odasını,mutfağı,banyoyu tanıdık;binlerce, milyonlarca adım atar,iş görürken hep aynı kini,doyumsuzluğu içimizde taşıdık.
Olgunluğa geçişimi o olaya bağlıyorum.Altı yaşında
mı? Evet,tam altı yaşında.Argo gitmişti,çünkü
ben kötüydüm,demek- ki benim davranışım çevremde olanları etkiliyordu.Hem de yok ederek,mahvederek etkiliyordu.
Dört,beş yaşındaydım ve çevreme bakınıp
soruyordum:”Neden buradayım? Ben nereden geliyorum,çevremde gördüğüm her şey nereden geliyor? Bunların arkasında ne var? Ben yokken de burada mıydılar,her zaman burada olacaklar mı?" Dünyanın karmaşıklığı karşısında her duyarlı çocuğun sorduğu sorulardı bunlar.İnanıyordum ki büyükler de bunlara kafa yorarlar,yanıt vermeyi becerebilirler,ama annem ve dadımla yaptığım bir iki denemeyle anladım ki değil yanıtım bilmek,onlar bu soruları hiç sormamışlardı bile.