Epigenetik kalıtım yoluyla aile üyelerimizin çözülmemiş travmatik olaylar önemli duygu değişimleri bizlere aktarılabilmektedir. Hatta daha kötümser versiyonunu bizler yaşıyor olabiliriz.(Bir nevi daha genişletilmiş versiyonu)
Hellinger, "aile sisteminden biri reddedildiğinde veya dışlandığında o kişinin sistemin daha sonraki bir üyesi tarafın dan temsil edildiğini gözlemlemiştir. Daha sonra gelen bu kişi benzer şekilde davranarak veya dışlanmış kişinin çektiği acının özelliklerini tekrarlayarak daha önceki o kişinin kaderini paylaşabilmekte veya tekrarlayabilmektedir."
Örneği bir bireyin dedesi intihar girişimin de bulunmuşsa herhangi bir torununa da bu eğilim ve ya bu eğilime benzer girişimlerin bulunma ihtimali yüksektir.
Bu durum aile bilinci olarakta adlandırılır.
Bizim sandığımız ama aslında biz doğmadan önce yaşanan önemli duygu değişimler, Bazı travmatik olaylar aslında bizden öncekilerden miras kalma olasılığı yüksektir.
Bunu anlayabilmek için genogramlar(aile tabloları iki boyutlu) oluşturmak gerekiyor. Başlama noktası sizden önceki 3 nesil(her nesil ort. 20 sene olarak alınırsa) kapsamlı. Her yazdığınız ismin yaşadığı önemli olayları ismin altına yazın ve sizde olan sorunları karşılaştırın.
Sorunun sizden değil de başka bir aile üyesinden size geçmiş olduğunu tespit etmeniz durumunda iyileştirmek için de yöntemler var kitapta.
Dawson Church içsel epigenetik müdahaleler olarak adlandırdığı imgeleme, meditasyon ve olumlu düşünceler, duygular ve dualara odaklanmanın genleri nasıl aktif hale getirdiği ve sağlığımızı olumlu yönde etkilediğini betimlemektedir. "Zihinlerimizi iyilik halinin olumlu resimleri ile doldurmak iyileşme sürecini güçlendiren bir epigenetik ortam oluşturabilir.", demektedir.
Son zamanlarda okuduğum en iyi kitap oldu.
Okumak
“Ey Adam! Biz sana ne hazır bir yüz ne de özgün, doğuştan gelen bir özellik verdik, ta ki kendi yerini, biçimini, yeteneklerini kendin seçesin, onları kendi yargın, kendi kararın ile edinebilesin. Bütün öteki yaratıkların doğası bizim koyduğumuz yasalarla belir lenip sınırlanmıştır. Oysa senin önünde böyle sınırla malar yok, kendi yüzünün çizgilerini sana koruma görevini verdiğimiz özgür isteğinle çizebilirsin. Seni dünyanın tam ortasına koyduk, baktığın yerden dün yadaki her şeyi daha kolay görebilesin diye. Seni ne yersel ne göksel, ne ölümlü ne ölümsüz olarak yarattık; özgür, olağanclışı bir yontucu gibi kendini, kendi seçiminle biçimleyebilesin diye. Aşağıya, yaşa mın kaba biçimlerine inmek de tanrısal yaşam sürenlerin düzenine çıkmak da senin elinde.”
Gerçek bir dalınççı gövdesini unutur, usun en derin yerlerine erişir, o dünyasal değildir, göksel bir hayvan da değildir, insan etine bürünmüş Tanrıdır daha çok.