"Kitaplar, kitapları çağırır."
sözü akla hayale gelmeyecek bir gelişim potansiyeline sahip. Şuan holokost'un mimarlarından Adolf Eichmann temalı Kötülüğün Sıradanlığı 'nı okurken bulduğum şeyler: 1- Rudolf Höss: Auschwitz toplama ve imha kampında en uzun süre görev yapan komutan. 2- Aliyah Beth: Filistin topraklarına yapılan yasa dışı Yahudi göçüne verilen kod adı. 3- Heinrich Himmler: Nazi Almanya'nın en güçlü devlet adamlarından ve Holokost'un baş mimarlarından biri. Bakalım neler öğreneceğiz.
İnsanlığın büyük çoğunluğu, kendinden önceki dönem olaylara katliam veya karanlık çağ olarak bakma fantazisine sahiptir. Kötülük, kendi çağında genelde övgü kaynağı olur. Bu noktada Arendt’in “kötülüğün sıradanlığı” kavramı tam da burada belirir; kötülük çoğu zaman şeytani bir yüzle değil, sıradan bir itaat biçimiyle görünür. Avrupa, çağımızda kendi halkı için güvenli bir sığınak olarak geçerken, kendi gücüyle kurduğu NATO genelde başka bölgelerin sömürge gücüdür. 1940’lardaki Alman eksenli büyük savaş ve soykırım, 1906’da Ruanda’da tohumu atılan ve Ruanda halkının burun yapısına göre ayrıştıran yapıydı. Daha sonra bu, büyük Ruanda soykırımı olarak geçecekti. Tam da burada kötülük sıradanlaşır. Arendt’in ifadesiyle, burada belirleyici olan şey “düşüncesizliktir”; yani kişinin ne yaptığını fark etmeden sistemin parçası hâline gelmesi. İlk suçlu kimdir sorusunu ön plana çıkarır elbette. Gelelim Nürnberg savunmasına: Alman Nazi üst yetkililerinin yargılandığı büyük dava olarak geçiyor. Burada kötülük tam olarak hem tarafsız hem taraflıdır. Emir eri olanın uyguladığı bu sistemde, kişi kendini sorumlu tutmak istemez; çünkü o sadece aracıdır. Tam da bu noktada Adorno’nun şu düşüncesi metni güçlendirir: “Yanlış yaşam, doğru yaşanmaz.” Yani çürümüş bir sistemin içinde bireyin masumiyet iddiası daima tartışmalıdır. Daha sonraki yıllarda Arjantin’de bulunup yakalanan ve İsrail’de idam edilen, Nazi aklının en etkili adamlarından olan Adolf Eichmann, savunmasında yargıca sadece emri uygulayan bir emir kulu olduğunu ve bu yüzden suçlu olamayacağını vurgulaması, kötülüğün sıradanlaşmasının en iyi örneğidir. Arendt’in ifadesiyle, o “ne yaptığını hiç fark etmedi.”
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Kötülüğün bu kadar sıradanlaştığı günlerde kütüphanemde elimin gittiği kitap.. Geçen hafta "Operation Finale" adlı filmi izlemiştim. Filmde milyonlarca yahudinin toplama kamplarına götürülüp öldürülmesinden sorumlu Adolf Eichmann'ın yıllar sonra yakalanışını anlatıyordu. Bu kitapta da aynı kişinin yargılanma süreci üzerinden kötülüğün sıradanlığı anlatılıyor.
Dayı yol kenarında araç bekliyor, ısınmak için halaya durmuş. Memleketimden insan manzaraları işte.
İç sesimden alelade yansımalar
ben kingsley en iyi filmleri
en iyi filmleri ( benim listem) gandhi (1982 – gandhi) richard attenborough'un yönettiği bu epik biyografik filmde ben kingsley, mahatma gandhi'yi canlandırarak sinema tarihine geçti. oyuncunun performansı ona en iyi erkek oyuncu oscar'ını kazandırdı. film, bağımsızlık mücadelesiyle birlikte pasif direnişin gücünü en etkili şekilde anlatıyor. schindler'in listesi(1993 – schindler's list) steven spielberg imzalı başyapıtta kingsley, alman işadamı oskar schindler'in sağ kolu itzhak stern'e hayat veriyor. sessiz gücü, insancıl tavırları ve her sahnedeki derinliğiyle unutulmaz bir karakter yaratıyor. sexy beast(2000 – seksi hayvan) jonathan glazer'ın yönettiği bu kült suç filminde kingsley, benicio del toro'nun rolünden daha çok öne çıkan don logan karakteriyle hafızalara kazındı. sinema tarihinin en tehditkâr, en rahatsız edici gangster performanslarından biri kabul ediliyor. house of sand and fog (2003 – sisler evi) vadim perelman'ın yönettiği dramda kingsley, iranlı bir göçmen olan albay behrani'yi canlandırıyor. jennifer connelly ile karşı karşıya geldiği sahneler, filmin trajik tonunu zirveye çıkarıyor. kingsley burada hem gururlu hem kırılgan bir figür çiziyor. shutter island (2010 – zindan adası) martin scorsese'nin gerilim filminde kingsley, gizemli doktor cawley rolüyle leonardo dicaprio'nun karşısında yer alıyor. filmin atmosferini taşıyan karakterlerden biri ve hikayenin twist'lerinde büyük rol oynuyor. hugo (2011 – hugo) martin scorsese'nin çocuklara ve sinema tarihine armağanı niteliğindeki bu filmde kingsley, sessiz sinemanın öncülerinden georges meliles'i canlandırıyor. melankoli ile büyüyü birleştiren dokunaklı bir performans sergiliyor. iron man 3(2013 – demir adam 3) marvel evreninde kingsley'i farklı bir şekilde izliyoruz. başta mandarin gibi
Tespit
Hannah Arendt, Nazi savaş suçlusu Adolf Eichmann’ın Kudüs’teki yargılanmasını izledikten sonra kaleme aldığı  “Kötülüğün Sıradanlığı: Adolf Eichmann Kudüs’te” adlı eserinde, kötülüğün şeytani canavarlardan değil; düşünmeyen, sorgulamayan, sadece itaat eden sıradan bürokratlardan doğduğunu ileri sürüyordu.
Duygu ve Düşünce