Zaman mı insanı değiştirir yoksa zamanın beraberinde getirdikleri mi? Lucy Maud Montgomery'nin Yeşilin Kızı Anne-3 isimli kitabını okurken aklımda ilk beliren soru bu oldu çünkü olaylar kritik bir dönüm noktası olan üniversite yılları ile başlamakta. Eser; Anne'in Redmond Kolejinde eğitim gördüğü dönemi odağına almakta.
Kitabı yaklaşık 10-15 gün önce okuyup bitirdim o yüzden bu incelememde bazı noktaları atlamış olabilirim. Eksiğim olursa affola, bunları belirtmeniz benim için eşsiz bir katkı olur. Bununla birlikte eserdeki bazı olaylara değineceğim için bu inceleme yazısı spoiler içermektedir.
Olay kurgusu çok güzeldi. Herhangi bir mantık hatası gibi bir şeye rastlamadım yani olaylar doğal bir akış içerisinde verilmiş. Bununla beraber olaylar okuru doyurucu bir biçimde sunulmuştu; ne çok gereksiz uzun ne de çok üstünkörüydü.
Roman okurken genellikle her kısımda üniversite yaşamına dair aşk, ev arkadaşlığı, okul yoğunluğu, tatilde memlekete gitmek gibi birçok temayı bana hissettirdi. Eser konu edindiği üniversite dönemini kitabı okurken adeta kendim yaşamış gibi oldum. Eserin bende bu denli karşılık bulmasını çok beğendim. Eseri bu açıdan çok başarılı buldum.
Bence serinin bu kitabı gündelik hayata ve karakterlerin olgunlaşma süreçlerine de odaklanmasına karşın vurucu olduğu kısımlar vardı. Bu kısımlara şunları örnek verebilirim:
1) Ruby Gillis'in hastalanması ve ölümü: ölüm gerçekliğini ve beraberinde gelen hüzün, üzüntü, matem gibi duyguları hissettiğim bir kısımdı. Eserin olumsuz anlamda pik noktası burasıydı bence.
2) Anne'nin Roy Gardner'ın teklifini reddetmesi de kritik kararları almanın zorluğunu vurgulayan vurucu bir kısım olduğu kanısındayım.
3) Anne'nin Glibert'ın evlilik teklifini eserin sonunda kabul etmesi ise acaba bu ne zaman olacak diye
Hizmetçi Serisine Kısa Bir Veda: Hizmetçinin Düğünü
Freida McFadden’ın Hizmetçi serisini bitirip o gazla hemen Hizmetçinin Düğünü’ne geçtim! Bilmeyenler için bu kitap, aslında üç kitaplık serinin arkasından gelen minik bir ek hikâye. İkinci ve üçüncü kitap arasında neredeyse 10 yıllık bir zaman atlaması var biliyorsunuz; üçüncü kitapta karakterleri direkt çoluk çocuğa karışmış buluyoruz ama o evlilik sürecini hiç göremiyoruz. İşte yazar, okurların yoğun ısrarına dayanamayıp bu boşluğu doldurmak için bu ara kitabı yazmış.
Kitabın kısa olduğunu biliyordum ama dürüst olayım, bu kadarını da beklemiyordum! Yüz sayfa bile değil. Üstelik adı "Hizmetçinin Düğünü" ama koskoca düğünü geçtim, sadece düğün gününün birkaç saatlik bir dilimini okuyoruz. Kitap bittiğinde istemsizce bir "Eee, bu kadar mıydı yani?" hissi kalıyor insanda. Yazarın sırf okurları kırmamak, "Alın hadi, bu da benden size hediye" demek için yazdığı çok belli.
Açıkçası ben biraz daha derinlik, karakterlerle daha fazla vakit geçireceğimiz yeni olay örgüleri ve daha dolu bir hikâye beklerdim. Ama yine de çok sevdiğim bir seriye tatlı bir veda etmek açısından keyifli bir çerezlik oldu, yalan yok.
Minik Bir Film Arası:
Bu arada serinin ilk kitabının film uyarlamasını izlediniz mi? Bence genel olarak başarılıydı ama Enzo karakterinin rolü kitaptakinden bile daha azdı. Muhtemelen devam filmleri gelirse orada hakkını verirler diye umuyorum.
Bu benim Freida McFadden’dan okuduğum ilk seriydi, hemen arkasından İş Arkadaşı’nı da bitirdim. Yazarın diline, o inanılmaz akıcılığına gerçekten bayılıyorum. Kitapları elinize bir alıyorsunuz, sayfalar su gibi akıp gidiyor!
Siz seriyi bitirdiniz mi?
Yazarın kimliği hakkında çok bilgi bulunmamaktadır. Sosyal medya hesapları, yok olmakla beraber hayran kitlesinin oluşturduklarından ibarettir.
Gerçek bir hikâyeden esinlenerek yazılan eser, manevi yönden doyurucu. Varlık-yokluk-varlık üçgeninde şekilleniyor. Babasının gitmesiyle birden evin erkeği olan 22 yaşındaki
Aslan’ın zorlu hayat mücadelesi başlar ve bu esnada Allah’a olan inancı onu yükselişe götürür. ‘Veren de Allah, alan da Allah’ bilinci, varken de yokken de aynı karaktere sahip
olmasını sağlar.
Yeni evlenen ablası, askerde olan kardeşi ve dul kalan annesi, hepsinin borcu Aslan’ın omuzlarındadır. Ve “Aslan düşerse ev de düşer”di. Yılmadı, ek işlere girdi. Asıl işinden kovuldu pes etmedi yeni işini kurdu. Borçlar nasıl ödenecek diye düşünürken yatırım yapmaya başlar hale geldi.
Peki bütün bunlar nasıl mümkün oldu?
Tasavvufta buna tevekkül denir. Kul, yapması gerekeni yapar ve Allah’a teslim olur. Aslan da öyle yaptı. Direndi, direncini duadan aldı. Sonum demedi hep yeni baştan başladı.
Annesinin duaları da yolunu şaşırmasına engel oldu. Yalnızım demedi, Allah benimle dedi. Derdim çok demedi Allah büyük dedi. Rabbim bu bu sınavla sınadıysa bana güvendiği içindir dedi. Ne güzel dedi de biz de okuduk.
Ve Aslan, mevsimlerin en güzeli Eylül’ü buldu. Ama bu konuda sürprizi bozmak istemiyorum. Onun tadı okumaktan geçiyor.
Bu kitap hakkında sayfalarca yazabilirim. Çoğu çocuk kitabı gibi bu da yalnızca çocuklar için değil. Hatta daha çok yetişkinler için. Çocuk kitapları okumayı severim, bu da sevdiklerimden biri oldu. Bu kitap sevmeyi, iyi kalp ne demektiri, evi, yuvayı, arkadaşlığı anlatıyor. Öyle bitirdim deyip kenara koyulabilecek bir kitap değil. Çünkü herhangi bir sayfasını açıp aynı yeri okurken farklı şeyler hissedebilir, resminde görmediğiniz bir detayı görebilirsiniz. Altını çizdiğim yerlerin sayısı epey fazla. Az önce yazdığım şeylere ek olarak bir de hediye olunca "ödünç dahi vermeyeceğim kitaplar" listeme eklendi. Bu arada yarım saatlik bir animasyon filmi de var, mutlaka izlemelisiniz. Hatta hemen şimdi...
İncelemlerde mangalardan sonra Tekrar Farklı Kitapları Paylaşmaya Devam Ediyorum Bu Sitede size Ek olarak PDF veya videolar Yazılarda Atıyorlar Düzenli olarak Ek Olarak Kutsal Kitaplarda veriyorlar.
Benim için çok geç kalınmış bir okuma. 2012 yılında alıpta kütüphaneme eklemiş olsam da bir türlü okumaya cesaret edememiştim.
İsmini duydunuz. Kapağını gördünüz. Konusunu biliyorsunuz belki. Ama okumayı ertelediyseniz. Mutlaka okumanızı tavsiye ederim.
Kalbimi çok yerinden yaraladı bu kitap. Ama bazen hayat acıtarak öğretir.
Tüm bunlara ek olarak, diğer incelemeleri okuduğumda farketmekten utandım. Yazar Amerika kurtarıcıymış gibi gösteriyor bütün kitap boyunca. Duygusal yoğunluğu çok fazla olduğundan bu detayı görememişim. Benim ayıbım.
İnceleme yapıp farkettiren okur arkadaşlara teşekkürler.
Bu sebeple ilk etapta verdiğim 10 puanı kırmak durumunda kaldım.