Alelade bir sinek
"Bir gün oturmuş yazı yazıyordum, uçarak açık duran pencereden içeri girdi ve maceramız da böylece başladı. Saçlarıma kolay taransın diye sürdüğüm ve içinde etil alkol bulunan kolonyanın kokusundan sarhoş olmuş gibi etrafımda dönmeye başladı. Elimle onu savuşturmaya çabaladım; hiç oralı bile olmadı. Sen misin, iyilikten anlamayan diyerek, çok yönlü kullandığım büyük makası elime aldım. Ben makasımı, pipomu temizlemekten tutun, sobadaki ateşi canlandırmaya kadar birçok işte kullanırım. Maharetli ellerimde ise etkin bir silahtır. İşte bu canım makasımı birkaç defa salladım, uzaklaştı, fakat bir süre sonra gelip tepemde dönmeye başladı; vızz, vızz…
Ayağa kalktım, o hala peşimdeydi. Banyoya gidip saçlarımı yıkadım, etil alkolü iyice temizledim. Hemen faydasını gördüm. Sinek benden uzaklaştı ve gece lambasının abajuruna kondu.
Birkaç saat hiç kımıldamadan öylece durdu. Sorunsuz bir biçimde yazımı tamamladım. Sonra meraktan olsa gerek, yakınına gidip incelemeye koyuldum bu küçük yaratığı. Gri kanatlı, orta boy, alelade bir sinekti bu. “ Haydi, uç, “ dedim. Hiç hareket yok. Elimi salladım, ürktü herhalde, uçtu ve odayı turlayıp, tekrar abajura kondu.
Onunla dostluğumuz da işte tam bu aşamada doğdu. Onun ısrarcılığına garip bir şekilde saygı duymaya başladım. Sempatik bir inatçılığı vardı. Başını bir yana çevirip üzgün üzgün bakıyordu bana; duygulanmıştım. Ancak duygularımızın karşılıklı olduğunu fark ettim; ben ne yaparsam, hemen karşılığını veriyordu. Bazen şımarıklığa kaçtığı da olmuyor değildi… Öğleden sonra dışarıya gitmek için kapıya doğru yaklaştığımda, tepemden uçarak geldi, adeta gitmemi istemiyordu.
Ertesi sabah erkenden kalkarak kahvaltı masasına oturdum. Kahvaltımı bitirip yazı yazmaya başlamak üzereydim. Odanın kapısında karşılaştık bu kez… Onu