İnsanın bedeni gençken yumuşak olur ama ağır işlerde çalışmak, o işlerin doğası gereği, insanın bedenini macun gibi şekillendirir. Sokakta rastladığım işçi sınıfına mensup adamların çoğunun ne iş yaptığını bir bakışta söyleyebilirim. Bana bakın. Neden böyle yalpalaya yalpalaya yürüyorum?Denizde geçirdiğim yıllar yüzünden. Aynı yılları sığır güderek geçirseydim genç ve esnek bedenimle şimdi yalpalamayacaktım ama bu seferde çarpık bacaklı olacaktım. O kızda aynı ancak sert olarak tanımlayabileceğim gözlerini gördünüz. Hiç kimse tarafından korunup kollanmamış. Hep kendi başının çaresine bakmış. Kendi başının çaresine bakmış bir kızın gözleri yumuşak ve kibar olmaz, mesela… mesela sizinki gibi olmaz.
Bir yandan eski dünyası, yeni dünyasına karışıyor ve genişliyordu.Zihni hep bütünlüğüne yönelik çalışırdı ve bu iki dünya arasında temas noktaları olduğunu ilk gördüğünde çok şaşırdı. Öte yandan kitaplarda bulduğu temizliği ve güzelliği onu yüceltiyordu. Bu da Ruth ve ailesi gibi toplumda üst tabakada yer alan bütün erkek ve kadınların zihinlerinde hep bu tür temiz düşünceler taşıdıklarına, daima bu gibi yüce fikirlerle yaşadıklarına her zamankinden daha fazla inanmasını sağladı. Kendisinin ait olduğu aşağı tabakalarsa bayağıydı; hayatını kirleten bu adilikten arınmak, üst sınıfların bulunduğu yüce diyare yükselmek isteği duyuyordu. Bütün çocukluğu ve gençliği boyunca belirsiz bir huzursuzluğun sıkıntısını çekmiş, ne istediğini hiç bilememişti. Ruth a rastlayana kadar ne olduğunu anlayamadan boşu boşuna arayıp durdu bir şey istemişti hep. Şimdiyse bu huzursuzlugu çok daha keskinleşmiş ve acı vermeye başlamıştı ama artık ne istediğini açık ve net olarak biliyordu: Güzelliğe,aydın bir bilince ve aşka sahip olmak istiyordu.