Ne olursa olsun, bu da içine bir kez düştükten sonra durmaksızın sürdürmeyi isteyeceğiniz bir roman.
.
.
İlksöz: Hikâyenin sonrasında ne oldu.
Bilmiyorum, belki okudun, belki okumak için sabırsızlanıyorsun, belki de ilk defa adını duyduğun kitabı gördün fotoğrafta. Üstelik bu zamanda hâlâ paylaşımlarda fotoğrafı görüp sadece beğenen birisi de değilsin. Paylaşımdaki yorumları okuyan birisin, ne mutlu bana.
Kitabının yorumunu okumaya başladın. Ama senden istediğim bir sey var, bütün dikkatini, tüm algını bu yorumuma vermelisin. Kafandakileri iyice boşalt, etraftan duyduğun sesleri kulaklarından uzaklaştır ki beyninin içinde farklı düşünceler oluşmasın. Elindeki cep telefonunu bir yere bırak diyeceğim ama büyük bir ihtimalle bu yorumu telefondaki uygulamadan okuyorsun. O nedenle telefonu tut bırakma ama sıkıca tut ve o telefonun dışındaki bütün olaylardan dışla kendini. Hazırsan başlıyorum.
Uzun zamandır Calvino okumamanın verdiği özlem ve heyecanla kitaba başlıyorum. Bir bakıyorum yazar benle konuşuyor, odaklan diyor. Elimdeki kitaba daha bir sıkı sarılıyorum çünkü severim dördüncü duvarı yıkanları. Hikâye başlayınca karakteri kafamda oluşturup bir sonraki bölüme geçiyorum keyifle. Ama o ne, artık hikâyenin kahramanı benim. Çünkü önceki bölümde okuyup devam ettiğim hikâyenin devamı yok. Kitaptaki okur, kitabı okumaya başlayıp sonraki bölüme geçince bir bakıyor ki baskı hatası var ve sonraki bölümler hep ilk bölümü tekrarlayıp duruyor. Böyle bir durumda kalsanız ne yaparsınız (yok öyle ekitap okurum vb, demeyin, basılı kitabın güzelliğinden bahsediyoruz). Benim yapacağım da sizinki ile aynı diye düşünüyorum; kitabı aldığım yere gider hatasız bir kitapla değiştiririm. Kitaptaki okur da, yani ben, aynısını yapıyor. Ama verilen kitap da hatalıysa ... Bir de okur, yani