Ruhumu Sardı Bir Telaş
Ruhumu sardı bir telaş, İnsanlık ölüyor yavaş yavaş. Bu ne öfke, ne sinir arkadaş; Bu dünyada kalan mı var? Ay doğsun diye güneş batar, Cehennem ateşi yürek yakar. İnsan, ne hikmet edip de hâşâ, Kula tapar; Rab’den başka bilen var mı? Sarılır aklıma fikrim, şükrüm kadar, Ne çalışırsan çalış, yazılan kader var. İnsan, fikri ve zikri kadardır; Dilsiz şeytan olup mutlu olan var mı? Ekmek almaya başladı eken biçenden, Hesap sorulur oldu hak için serdengeçenden. İnsan olur mu kendini bilen susandan? Suskun denizde dilsiz olan var mı? Hakikatin üstüne perdeler çekilmiş, Vicdanın terazisi çoktan eğilmiş. Nice doğru, eğri yolda tükenmiş; Eğrilikten hayır bulan var mı? Bir gün gelir, son nefeste durulur, Defter açılır, hesaplar görülür. Mal da mülk de bir avuç toprak olur; Kabirde makam soran var mı?
Şiir
Büyük Osman paşa askerinle binler yaşa Gerçek tıpkı ışık gibi,insanın gözünü kör eder.” Serdar ZAMAN Sıla Zaman Gerçek bir nurdur kimi insana Gönül köprüleri kurar Tunadan Viyanaya Bazen bir tebliğ bazen hakikattir anlayana Büyük Osman paşa askerinle binler yaşa Düşman Tuna'yı atladı Karakolları yokladı Osman paşanın kolunda toplar patladı İyiler güzel amel sahibleri alır mükâfatı Büyük Osman paşa askerinle binler yaşa Osman paşa binler yaşa askerinle Ben kurbanım gerçeği söyleyen dillere Bir destan yazdık plevnede malazgirtte Cenabı Hakkı zikrettik koşuyoruz zafere Osman paşa Ya Hak diyip vurdu kılıcını Kendi öldü Osman paşa namı kaldı Batıl olana Tuna Nehri açarmı kollarını Büyük Osman paşa askerinle binler yaşa Kul Nefsani derki fatihalar okuyalım Şanı büyük o zaferlerimizi bizlerde analım Hak yoldan gerçekten ayrılmayalım
Şiir
Reklam
Aradaki farkı anlayabiliyor muyuz? Bence yeterince anlamıyoruz. Dans nedir? Açın içini. Dans kelimesi belki de nardır. İçi bin tanedir. Kabuğunu soyduğunuzda karşınıza yaşamın sinapsları çıkar. Şimdi kurtlar vadisi Elif kişisinin güzel bir sözü var. ''Ne zırvalıyorsun be???!?!?!'' Evet ne zırvalıyorum? Bazı insanlar dans etmezler. Bu dans kelimesinin sadece dans manasına gelmediğini konuşmuştuk. Dans etmeyen insanlar bana neyi hatırlatır? Bana bir şeyi hatırlatır, daha doğrusu eskiden hissettirirdi ama ben asıl kelimeleri bulamazdım. Sonra bir kitap okuyordum. Bir an durdum. Tabi baya eskidendi. Yazılanı okudum. Benim kafamda oluşan filizleri herif almış ve çiçek haline getirip sayfasına yerleştirmişti. Benim bu filiz ne ki diye sorgulamama gerek kalmadan ne olduğunu bana göstermişti. Ne mi demişti? ''Yaşayarak intihar etmeyi seçenlere yardım edilemez… Bir stil meselesi. Ya ağzına soktuğun bir 38’lik ya da ölene kadar kendini oksijenle zehirlemek. Seçersin ölümünü! /Hakan Günday'' Dans etmemek yaşarken intihar edenlerin olayıdır. Dans etmemek yaşarken intihar edenlerin olayıdır. Dans dedim diye de büyütmeyin. Bir çiçeği koklarken gözlerini kapatıp derin bir soluk almak da dans değil midir? Maruz kalmakla soluk almak aynı şey değil. İnsan bazen maruz kalmaktan da sıkılıyor. Yaşarken intihar etmek? Yaşayarak intihar ederken kendi soyutlarını öldürmek? Yaşarken yaşamak? Yaşarken yaşayarak kendi toprağına tohumlar ekmek?

flora

@meksikasemenderii
·
Şu yerdeki dans etmiyor artık. İyileşti mi? Hayır öldü.
Kimsenin gönlüne çiçek ekmek için çabalamayın…!!! “Gönlü çiçek açmak isteyen, kalbinize çiçekle geliyor zaten...!!! 🌺🌿
Aynı ekmek, Aynı hürriyet, Aynı hasret İçin ölebiliriz. Nazım Hikmet Ran
Şiir
Memleket kokusu..
Bir memleket kokusu gelip oturdu burnumun direğinee tanıdık, kadim ve davetkâr... Toprağın yağmurla ilk busesinde saklanan, fırından yeni çıkmış ekmeğin buğusunda tüten, çocukluğumun o dar sokaklarından rüzgârla kopup gelen salçalı bir dilim ekmek kokusu.. İnsanı olduğu yere sığdırmayan, durduğu yerde eğleyen o büyülü sızı. Şimdi içimde, menzili ezelden belli bir yolculuğun sabırsız kanat çırpışları var. Gönül tahtımda oturan hasretler, artık yerini vuslatın o dindirmez coşkusuna bırakmak istiyor. Belli ki vakit, ayrılık fermanını yırtıp atma vakti... Heybemizde biriktirdiğimiz ne kadar hayal varsa, hepsini bu uzun yolculuğa yoldaş etme zamanı gelmiş. Çünkü biliriz ki en dik yokuşlar bile hayallerin refakatinde düzlüğe erer.. Şimdi yollara düşme, mesafeleri birer birer eritme zamanıdır. Bu gidiş sadece coğrafi bir yer değiştirme değil, insanın kendi özüne, ruhunun dinlendiği o kutsal sığınağa doğru attığı en samimi adımdır. Yolumuz açık, menzilimiz mübarek, hasretimiz tez zamanda vuslat olsun. Yolun sonunda bizi bekleyen o topraklara vardığımızda, içimize çekeceğimiz ilk nefes, geride bıraktığımız tüm bekleyişlerin kefareti olsunn..çünkü şaiirin dediği gibi "şurama saplanan özlem demeselerdi bıçak derdim" öyle işte.. Rûken..
Duygu ve Düşünce
Reklam
Reklam