Erkeğin cahil ve umutsuz olduğu, kadının ekmek için bedenini sattığı, çocuğun kendini eğitecek bir kitabın, kendini ısıtacak bir ailenim yokluğunda acı çektiği her yerde Sefiller kitabı kapıyı çalıp şöyle diyor:
"Sizin için geldim, sayfalarımı çevirin."
Peki, diyordum kendi kendime, bir iş buldun. Ömür boyu böyle bir işte mi çalışacaksın? Bu yüzden banka soyuyordu insanlar. Yapmak zorunda kaldıkları işler küçük düşürücüydü. Neden allahın cezası bir konser piyanisti veya yargıç değildim? Çünkü eğitim gerekiyordu ve eğitim parayla sağlanıyordu. Ben bir şey olmak istemiyordum zaten. Ve bunda fevkalade başarılı olduğum tartışılmazdı.
Kadınlar para sahibi erkekler istiyorlardı, başarılı erkekler. Sefil lerle beraber olan kaç klas kadın vardı? Neyse, bir kadın da değildi is tediğim. Beraber yaşamak için istemiyordum en azından. Bir erkek bir kadınla nasıl yaşardı? Ne anlama geliyordu bu? Colorado'da üç yıllık yemek ve içki ikmali yapılmış bir mağaraydı istediğim. Kumla silecektim kıçımı. Her şeyi, bu basit, korkakça ve sıkıcı yaşantının içinde boğulmaya yeğlerdim.
Hayattan çok az şey istedim – ama o, o kadarını bile esirgedi benden. Azıcık güneş, kırlar, bir lokma ekmek bir lokma huzur, canımı fazla yakmayacak bir yaşama bilincim olsun ve bir de ne kimseye muhtaç olayım ne el âlem bana muhtaç olsun. Bu kadarı bile esirgendi benden, hani yüreğimizin katılığından değil de, paltomuzun düğmelerini açmaya üşendiğimiz için dilenciyi başımızdan savarız ya, işte o şekilde.
...bizler, yani yoksul ve yaşlı emekliler soframızda bir parça ekmek bulabilirsek mutlu oluyoruz. Deli gibi yukarılara çektiğiniz fiyatlarınıza ayak uyduramayız...