"Sanki o çocuğun babası değil, Tanrı'sıydım; bu kimsesizler mezarlığı bana acizliğimi gösterdi, ne kadar kibirli olduğumu yüzüme vurdu. Ellerimle yarattığım çocuğumu kimsesizler mezarlığında bulunca dünyam yıkıldı, asıl kimsesiz meğer benmişim."
"Evrenin, kendisi de hayret verici olan sergüzeşti içinde cereyan eden bu inanılmaz maceranın bir parçasıyım. Nasıl bu macera bilmezliğini, bilinmezliğini, gizemini, aklındaki deliliği, deliliğindeki aklı, şuursuzluğunda şuuru taşıyorsa, ben de kendimde maceranın cehaletini, meçhullüğünü, esrarını, çılgınlığını, aklını taşıyorum. Rüyanın, acının, neşenin ve belirsizliğin çilesinden iplik iplik örülmüş, onun içinde olduğumuz kadar bizim içimizde de olan bu akıl almaz derinliğe, bu tamamlanmamışlığa, bu gerçekliğe iştirak ediyorum..."