Kesintilerle dolu bir hayatta bir Zen tavrını korumak zordur. Çok fazla enerji gerektirir. Kısa vadede,cazip unsura üstün gelmeyi seçebiliriz. Uzun vadede ise içinde yaşadığımız ortamın ürününe dönüşürüz. Daha açıkça ifade etmek gerekirse, olumsuz bir ortamda olumlu alışkanlıklara tutarlı bir şekilde bağlı kalabilen kimseyi görmedim
Bir düşünce ya da eylem kimliğinize ne kadar derinden değiştirmek de o kadar güçleşir. Yanlış bile olsa bağlıysa onu kültürünüzün inandığı şeye (grup kimliğine) inanmak ya da öz imajınızı (kişisel kimliğinizi) ayakta tutan şeyi yapmak iyi gelebilir. Her seviyede -bireysel, takım, toplum- olumlu değişimin önündeki en büyük engel kimlik çatışmasıdır. İyi alışkanlıklar akılcı gelebilir ama kimliğinizle çeliştiklerinde onları eyleme geçirmeyi başaramazsınız.
Alışkanlıklarınız kimliğinizi, kimliğiniz alışkanlıklarınızı biçimlendirir. Bu, iki yönlü bir sokaktır. Bütün alışkanlıkların oluşması bir geri bildirim döngüsüdür.
NBA tarihinin en başarılı takımlarından biri olan San Antonio Spurs'ün soyunma odasında sosyal reformcu Jacob Riis'ten bir alıntı asılıdır: "Hiçbir şey işe yaramıyormuş gibi göründüğünde, gidip önündeki kayayı parçalamaya çalışan bir taş kırma makinesine bakarım. Belki de bir çatlak bile oluşmadan yüz kez darbe indirmek zorundadır. Ancak yüz birinci darbede taş ortadan ikiye ayrılır ve ben bunu başaranın son darbe değil, öncesinde inen darbelerin hepsi olduğunu bilirim."