Okur-kişi, sen kim olursan ol, şu anda burada seninle yüz yüze olmak, gözlerimi gözlerine dikmek, ellerini sıkmak ve sana alçak sesle: “ Yaşadığına inanıyor musun? Gerçekten, derinlemesine, yoğun yaşadığına? Bu hayatın sana, gençliğin ateşli gecelerinde belki hayalini kurduğun kadar güzel ve büyük görünüyor mu?” demek isterdim.
Ne zaman fırsat verilse, annesinin memesine özgürlüğe sarılır gibi sarılıyordu. Hayat böyledir, tam da bizi hapseden nesnelere faydasız bir şekilde sarılırız.