Yazar günümüz insanının bencilliğini, Cezaevi Yargıcı bay Clamence'in kendisini sorguladığı kısa hayat hikayesi üzerinden aktarmış. Kitabın arka kapağı oldukça ilgi çekici ama açıkçası kitap benim için biraz hayal kırıklığı oldu.
"Kendisiyle yüzleşirken geçmişteki kesinlikler belirsizliklere, başarılar başarısızlıklara dönüşür." Evet kitap böyle bir geçiş içeriyor ama ben mi takip edemedim bilmiyorum bu geçişi kopuk buldum. Çeviride pek çok hata vardı ve anlamakta güçlük çektim.
Başka bir çevirisini daha sonra okumak üzere tekrar dönebilirim..
Başkalarını mahkum edip de hemen arkasından kendini yargılamamak mümkün olmadığına göre, başkalarını yargılama hakkına sahip olmak için insanın kendisine yüklenmesi gerekir.
Duygularımızı yalnız ölünün uyandırdığına dikkat ettiniz mi? ...
Ama biliyor musunuz ne için ölülere karşı hep daha dürüst ve daha cömertizdir? Nedeni basittir! Onlara karşı bir yükümlülüğümüz yoktur. Özgür bırakır bizi onlar...
Vaktiyle bir sanayici tanımıştım, mükemmel, herkesçe sevilen bir karısı vardı, ama adam yine de aldatıyordu karısını. Bu adam, haksız olduğu için, bir erdem beratı alamadığı ya da bu berata layık olamadığı için, sözcüğün tam anlamıyla kuduruyordu. Karısı mükemmel davrandıkça, o büsbütün kuduruyordu. Sonunda haksızlığı kendisi için dayanılmaz bir hal aldı. O zaman ne yaptı dersiniz? Onu aldatmaktan vaz mı geçti? Hayır. Öldürdü onu.