Bu sefer de neredeyse korkmuş bir gölge hızıyla oradan uzaklaşarak, öfkeye kapılınca ana dillerini unutup o güne dek hiç duymadıkları bir dille konuşmaya başlayan yarıçıplak çobanların hikayelerini doğru yürümüş bu adam. Sonra, oradan çıkıp yarattıkları mucizelerin farkına bile var varamayan zır cahil adamların, oradan geçip yeryüzünde bir yanık lekesi gibi gezinip duran aşıkların, oradan bıkıp büyük kötülüklere neden olan melek ruhlu insanların, oradan atlayıp gemilere doldurularak büyük bir şamata ile okyanus ortalarına gönderilen delilerin, oradan da sıçrayıp ah çektikçe küle dönüşen sırma saçlı kızların hikayelerine doğru yürümüş. Kimi zaman açlıktan ölen mucitlerin, müzisyenlerin, yazarların ve büyük düşünürlerin hikayelerine doğru yürüdüğü ve oralarda yaşanan sefaletin boyutlarına bakarak derin derin iç çektiği de olurmuş hatta.
Sayfa 113 - Everest yayınları