Düşüncelerimiz , zihinsel yapımız ve olayları algılama biçimimiz kendi dünyamızı belirler. Dünyayı hangi renkte gördüğümüz dünyanın kendisiyle ilgili değildir ;bizimle ilgilidir.
Dirilerin ölülerden daha hızlı çürüdüğü bu çağda , bozulmamak en büyük servettir. Bozulmamak sadece bedende değil , ruhun derinliklerinde de sabit kalabilmektir. Zamanın ve dünyanın fırtınaları arasında kendi özünü koruyabilen, hakikatin ışığını içinde taşır . Her zerresiyle sınanırken bile, çürümenin kıyısında durup saf ve berrak kalabilen gerçek servetin sahibidir...