Sevgisi, bir tür tapınmayı andırıyordu; sağır, dilsiz, sessiz ye çılgınca bir hayranlıktı. Aşkını sadece gözlerini sabitlenmiş bakışlarıyla, tanrısının her hareketinı durmaksızın izleyen gözleriyle ifade ediyordu.
Beyaz Diş, kendini bulma sürecindeydi. Geçirdiği yıllarla olgunlaşıp yetişkinliğe ermesine ve kendisini şekillendiren hamurun yabani katılığına rağmen doğasında bir genişleme yaşıyordu. İçinde tuhaf duygular ve benzerini asla hissetmediği içgüdüler tomurcuklanıyordu. Eski davranış biçimleri değişiyordu. Eskiden rahattan ve acı çekmemekten hoşlanır, rahatsızlıktan ve acıdan hoşlanmaz ve davranışlarını da buna göre düzenlerdi. Ama artık farklıydı. İçindeki bu yeni duygular nedeniyle tanrısi uğruna rahatsızlığı ve acıyı tercih ettiği sık görülüyordu.
Tanrısının yüzünü bir kez olsun görmek için saatlerce bekleyebilirdi. Geceleri tanrısı eve döndüğünde parmaklarının dostça bir dokunuşu, dilinin üç beş güzel sözü için karın içinde kazdığı sıcacık uyku, çukurunu bırakıp çıkabilirdi. Hatta tanrısıyla vakit geçirmek, elinin bir okşamasını hissetmek veya kasabaya inerken ona eşlik etmek için etten, evet etten bile vazgeçebilirdi.
Hoşnutluğun yerine sevgi geçmişti. Ve sevgi, daha önce hiçbir duygunun erişemediği kadar derinlerine inmiști. Buna cevap olarak yine en derinlerinden yeni bir şey geldi: sevgi.
Kendisine verilenin karşılığını veriyordu. Bu da bir tanrıydı aslında, sevgi tanrısıydı, mutluluk saçan ışığında, Beyaz Diş'in doğasının güneş altındaki bir çiçek gibi açılıp serpildiği, sıcacık bir tanrı.
Duygularını serbestçe dışavurmuyordu. Kendini yeni yollarla ifade etmek için fazla yaşlanmış, fazla katılaşmıştı. Fazla vakur ve temkinliydi, kendi yalnızlığı içinde çok fazla tetikte kalmıştı. Çok uzun zamandır suskun, mesafeli ve aksi bir tutum geliştirmişti.
Büyük eziyetti kendisine dokunup bütün içgüdülerini isyan ettiren bu el. insanların ellerinden cektiği bütün fenalıkları bir günde unutmasına imkân yoktu.
O yumuşak, güven veren ses her an hiddet saçan bir kükreme haline gelebilir, o nazik ve okşar yan el onu aciz bırakıp korkunç cezalar uygulayan mengene gibi bir kapana dönüşebilirdi.
Çelişkili duygular arasında kalmıştı İçgüdülerine göre bu çok tatsız bir şeydi. Onu kasıtlıyor, bireysel özgürlük iradesine aykırı düşüyordu.
Ama yine de korkmaya devam ediyor, eziyet ile haz duygularının hangisi o anda üste çıkarsa bir ondan bir ötekinden etkilenerek en beklenmedik anda gelecek kötülüğe hazırlıklı olmaya çalışıyordu.