Kendine sürekli saygı duymaya mecbur bırakıyordu onları. Kendi aralarındaysa nasıl isterlerse öyle davransınlardı. Bu onu ilgilendirmiyordu. Onun istediği, kendini yalnız bırakmaları, onların arasından yürümek istediğinde yolundan çekilmeleri ve onun üstünlüğünü kabul ettiklerini her an göstermeleriydi.
Tanrıların yasasına boyun eğme noktasına gelmek için diğer köpeklerden çok daha uzun bir mesafe katetmiş ve onların iradesine karșı koymanın anlamsızlığını çok daha derinden öğrenmişti.
Sonra ilerlemeye devam etti. Korkuyor ve kendini beklediğini bildiği dayaktan hiç hoşlanmıyordu. Ama yine biliyordu ki ateş başında olmanın rahatlığına, tanrıların korumasına ve her ne kadar düşmanca da olsa topluluk içinde yaşama ihtiyacını karşılayan köpeklerin yoldaşlığına kavuşacaktı.
Boğazı sert sert kasıldı, ağzı açıldı. Ve yalnızlığını, korkusunu, Kiche için duyduğu üzüntüyü, bütün geçmiş dertlerini, çektiği eziyetlerle birlikte başına gelmesini beklediği sıkıntı ve tehlikeleri yürek paralayan bir çığlıkla anlattı. Uzun bir kurt ulumasıydı bu. Yürektendi, boğazını doldura doldura akıyordu, acılıydı ve ilk ulumasıydı.
Günün ışıması korkusunu azalttı ama yalnızlığını çoğalttı. Daha düne kadar onca kalabalık olan bu ıssız dünya, yalnızlığını daha bir güçle çarptı yüzüne.