Yanan Gün

Yanan Gün
@elamharnish
5/10
·243 syf.··
2025 27. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 12 Eylül 2025 02:02
"Sinema İçin Bunca Acıya Değer Mi?" Eğer sinemaya meraklı, ilgili biriyseniz ve bu konuda bilgilendirici bir kitap arıyorsanız sakın bu kitabın ismine aldanıp da bu amaçla okumayın. Kitapta, yazar (aynı zamanda yönetmen) 2000'li yılların başlarında yaşadığı zorluklardan günlük tutarak bahsediyor. Günlüğün nerdeyse tamamı şikayetlerden oluşuyor. Sinemayla ilkokuldayken köyüne gelen seyyar bir sinemacı sayesinde tanıştı. Bundan sonraki hayatını tamamen çok iyi filmler yapmanın hayaliyle/isteğiyle yaşadı, ki bunu becerdi de. Çocukluğundan esinlendiği ilk uzun metrajlı filmi "Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak" filmiyle dünya çapında tanındı, Türkiye'de ve yurtdışında 40'a yakın ödül aldı. Tabi bu seviyeye gelmesi hiç kolay olmadı, ciddi sağlık sorunları sebebiyle fiziksel ve ruhsal olarak çok acı çekti. Bu süreçte yaşadıklarını, hissettiklerini, isyanlarını haykırarak bir nebze olsun rahatlamak için günlük tuttu. Nuri Bilge Ceylan, Zeki Demirkubuz, Ezel Akay gibi yönetmenlerle de çalıştı. Ben güncesini okurken bir yandan çok sıkılarak okumak zorunda kaldım çünkü modumu düşüren çok yer oldu. Sık sık nöbet geçirmesi ve bunu her günde sürekli tekrar ederek dile getirmesi, sürekli hayatın olumsuz yönlerinden bahsetmesi, bende olumsuz etkiler bıraktı. Günlük tutmadaki yönünü sevmedim açıkçası. Yine de sinemaseverlerin bir yönetmenin özel yaşamı, yaşadığı zorlukları, çevresindeki insanlara olan bakışı vs. hakkında merak ettikleri varsa kitabı okuyabilirler. Ben "Okumasam da olur." kafasında bitirdim.
Sinema İçin Bunca Acıya Değer Mi?Ahmet Uluçay · Küre Yayınları · 2018305 okunma
Reklam
Ahmet Ümit - Yırtıcı Kuşlar Zamanı
9/10
·448 syf.··
2025 23. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 27 Ağustos 2025 15:55
Okuduğum bütün Ahmet Ümit kitapları arasında Patasana'dan sonraki en sürükleyici kitap oldu benim için. Başkomiser Nevzat'ı bu sefer cinayet vakalarını çözen bir polis olarak değil, aksine olayların merkezindeki baş karakter olarak görüyoruz. Bütün "Başkomser Nevzat" dizini arasında en farklı kitap diyebilirim. Bu sefer kovalayan değil, kaçan; şüphelilerin peşinde olan değil, şüphelenilen kişi olarak çıkıyor karşımıza. Aşırı yağış ve fırtınadan dolayı heyelan olayı yaşanan bir kasabada felaketin ardından "kafasının arkasından ateş edilmesi sonucunda merminin maktulün dişlerinin arasında sıkıştığı bir iskelet" yüzeye çıkar. Başkomser'imiz, ekibiyle bir birlikte bu olayı araştırmak için yaptığı soruşturma sürecinde bu iskeletin kimliğine ulaşır ve maktulün yedi yıl önce karısını ve kızını kaybettiği bir olayla bağlantılı olduğunu farkeder. İşin ilginç tarafı şu ki; Başkomser Nevzat, o dönem ailesinin kaybından dolayı yaşadığı travmaların onu yaşayan ölü biri haline getirdiği için doktorlar son çare olarak şok tedavisi uygular ve bunun sonucunda Nevzat Başkomser, o güne dair hiçbir şeyi hatırlamamakta. Bu cinayeti Başkomser Nevzat mı işledi yoksa her şey büyük bir oyunun parçası mı? Polisiye türü kitap karakterleri arasında benim için yeri ayrı olan Başkomser Nevzat'ı ilk kez bir zanlı konumunda görmek, kitabın sürükleyiciliğini ve merak duygumu iki kat arttırdı. Yazar, diğer birçok kitabında olduğu gibi bu kitabında da çok ayrıntıya, detaya iner. Detaylar yer yer sıksa da kitabın temasının akıcılığı bu olumsuzlukları görmezden gelmenizi sağlıyor. Ahmet Ümit aynı zamanda bu kitabındaki olay örgüsüyle günümüz Türkiye'sinde yaşanan yolsuzluğu, uyuşturucu sorununu, liyakatsizliği, zenginle fakir arasındaki uçurum farkının yol açtığı karanlık atmosferin portresini de
Yırtıcı Kuşlar ZamanıAhmet Ümit · Yapı Kredi Yayınları · 202413,2bin okunma
4/10
·440 syf.··
2024 30. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 07 Aralık 2024 14:39
Öncelikle şunu belirteyim; okuduğum en kötü, en berbat kitaptı Ahmet Ümit'in Bab-ı Esrar'ı. Kurgusu o kadar saçma ki! Kurguyu geçtim, gereksiz uzatılmış cümlelerle beni iyice gıcık eden bir kitap oldu. Kitabın ismine aldanıp okuyayım dedim, ilk elli sayfası falan güzel gitti, sonrası tamamen hayal kırıklığı, bilgi yığını...vs. Mevlana ve Şems-i Tebrizi'nin hayat hikayesiyle harmanlanmış bir olay örgüsü mevcut kitapta ama ben olay örgüsünden ziyade Mevlana ve Şems-i Tebrizi'nin hayat hikayesini okudum. Gereksiz o kadar ayrıntıya inilmiş ki bir yerden sonra olay örgüsünden kopuyor, insana "Ne alaka ya!" dedirtiyor. Ahmet Ümit'in birçok kitabını ilgiyle okudum, Başkomser Nevzat dizisi tarif edilemeyecek kadar gönlümü fethetmişti. Lakin bu kitabı ne yazık ki övemeyeceğim. Kitaptaki gereksiz bilgi yığını ve cümleler olmasa max 100 sayfa olabilecek kitabı 430 sayfaya kadar götürmüş. Her şeye rağmen kitabı bitirdikten sonra verilmek istenen bir mesaj var mı diyorum, yok. Yani elimize ne geçti anlamadım. Yazarlar, bütün toplumlara ayna olabilecek kapasitede insanlardır. Eserlerini bu yolda şekillendirirler, bunun için de sağlam bir kurgu yaratmaları gerekir. Ben bu kitapta iki tasavvuf ehlinin hayatı dışında bir şeye denk gelmedim. Sanki bilgisayar başına oturmuş Google'dan Mevlana ve Şems'in hayat hikayesini kopyalayıp yapıştırmış kitaba. Ayıp olmasın diye de çok uç yerlerden, alakasız birkaç karakter yaratıp basitçe bir olay örgüsüyle süslemiş gibi geldi bana. Ben bu kitabı bitirdiysem de sırf beni daha ne kadar gıcık edebilir diye merak ettiğimden okudum. Ahmet Ümit, beğendiğim bir yazar. Ama bu kitabını ne yazık ki tavsiye edemeyeceğim. Okumasanız da olur.
Bab-ı EsrarAhmet Ümit · Yapı Kredi Yayınları · 201942,7bin okunma
8/10
·352 syf.··
2024 26. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 21 Kasım 2024 02:54
Martın Eden'dan aşina olduğumuz Jack London'un Yanan Gün romanı, benim gözümde en az Martin Eden kadar iyi bir kitap. Yazar bu romanında "Yanan Gün" takma adıyla bilinen roman karakterinin zaman içindeki değişimini büyük bir titizlikle, sabırla işlemiş. Zira kitabın ortalarına doğru bu karakterimiz kumarbaz, alkolik, aşktan ve özellikle kadınlardan uzak duran, fiziksel olarak çok güçlü bir vücuda sahip aynı zamanda gözünü altın madenine diken zengin, çalışkan ve akıllı biri. Romandaki ana olaylar Kanada'nın "Altına hücum" zamanları. (Kanada'dan New York'a dek uzanan altın arayışları.) Yanan Gün karakterimiz ise bu yolculukta türlü türlü zorluklardan, ihanetlerden geçer. Bu kitapta özellikle gözünü sadece altın madenine diken bir adamın asıl hayatı kaçırdığına şahit oluyoruz. Özellikle de aşkı... Ne var ki kader ona istediğini verir. Öyle ki bu karakterimiz kimsenin zengin olamayacağı kadar zengin olur. Kendisine sırf parası, konumu, gücü var diye aşık olan bütün kadınları elinin tersiyle itiverir. Ta ki onun malında mülkünde gözü olmayan bir kadınla tanışana kadar. Bu kadına gün geçtikçe hayran olan Yanan Gün, kendini bir anda aşkın içinde bulur. Ve bu kadın tek bir şartla Yanan Gün'ü kabul eder; bütün servetinden, gücünden feragat etmesini ister... Bu kitapta bir kadının bir erkeği değiştirdiğine şahit oluyoruz. (Ki gerçek hayatta da bu böyledir, bir ilişkide kadın her zaman erkeği değiştirmek ister.) Jack London'dan altın madeniyle harmanlanmış bir aşk hikayesi! Ben bir okur olarak bu kitaptaki aşka aşk demekte zorlandım çünkü kadın erkeği olduğu gibi değil, kendi istediği gibi harmanlayarak, şekil vererek onunla birlikte olmak istiyor. Karakterimiz ise kendi benliğinden, Yanan Gün'ü Yanan Gün yapan bütün özelliklerinden vazgeçiyor. Kitabı bitirdiğimde aklıma
Yanan GünJack London · Yordam Edebiyat · 2019646 okunma
7/10
·236 syf.··
2024 22. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 07 Eylül 2024 22:06
Kör Talih, bugüne kadar okuduğum konusu en acayip kitaplardan biri. Napoli'den Roma'ya seyahat eden on bir kişi intihar eder ve şans eseri iki kişi ölümden döner. Emekli bir astronot ise bu ölümlerin bir intihar mı yoksa cinayet mi olduğunu araştırmak için bir şirket tarafından görevlendirilir. İşin ilginç tarafı ise ölenlerin hepsinin ortalama aynı yaş, boy ve hastalığa sahip olması. Kitap boyunca astronotun yaptığı araştırmalar, gözlem ve tahliller; beni yer yer gerginleştirdiği kadar yer yer de boşluğa düşürdü. Yazar Stanislaw Lem'i ilk kez bu kitapla tanımış oldum, fırsat buldukça diğer kitaplarını da okuyacağım. Bir kitabı okumaya başlarken beni bulmacalarla, sırlarla, gizemlerle uğraştıracak bir kitap olsun diyorsanız bu kitaba mutlaka şans vermelisiniz.
Kör TalihStanislaw Lem · Alfa Yayınları · 2020108 okunma