Tesadüf seni önüme çıkarmasaydı, gene aynı şekilde, fakat her şeyden habersiz, yaşayıp gidecektim. Sen bana, dünyada başka türlü bir hayatın da mevcut olduğunu, benim bir de ruhum bulunduğunu öğrettin. Bunu sonuna kadar götüremediysen, kabahat senin değil…
İnsanlar birbirinin maddi yardımlarına ve paralarına değil, sevgilerine ve alakalarına muhtaçtırlar. Bu olmadıktan sonra, aile sahibi olmanın hakiki ismi “birtakım yabancılar” beslemekti.
“Şimdi aramızda noksan olan şeyin ne olduğunu biliyorum” dedi. “Bu eksik sana değil bana ait. Ben de inanmak noksanmış… Beni bu kadar çok sevdiğini bir türlü inanamadığım için, sana aşık olmadığımı zannediyormuşum… Bunu şimdi anlıyorum. Demek ki, insanlar benden inanmak kabiliyetine almışlar... Ama şimdi inanıyorum… Sen beni inandırdın…Seni seviyorum… Deli gibi değil, gayet aklı başında olarak seviyorum… Seni istiyorum… İçimde müthiş bir arzu var… Bir iyi olsam!.. Ne zaman iyi olacağım acaba?…
Hiçbir kadın, ihtiras halindeki bir erkek kadar aciz ve gülünç olamaz. Buna rağmen bu hallerini bir kuvvet tezahürü zannedecek kadar yersiz bir gururları vardır …
Niçin? Niçin daima biz kaçacağız ve siz kovalayacaksınız?… Niçin daima biz teslim olacağız ve siz teslim alacaksınız? Niçin sizin yalvarışlarınız da bile bir tahakküm, bizim reddedişlerimizde bile bir acz bulunacak?