HIGGINS: Biliyor musun Pickering, bu adamı üç ay işlesek kabinede bakanlık ya da kilisede vaizlik yapabilirdi.
PICKERING: Buna ne dersin Doolittle?
DOOLITTLE: Sağ olun istemem. Çok vaiz, çok başbakan dinledim. O zavallıların yerinde olmayı hiç istemem
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
HIGGINS: Diyelim ki kadın kendi hayatını yasamak ister. Erkek de öyle. Birbirlerini çekiştirip dururlar. Biri kuzeye gitmek ister, öbürü güneye. İkisi de doğuda bulur kendini. Doğu rüzgarlarından hiç hoşlanmasalar da.
Herkesin dilinde elli yıldır kimsenin aklına ikinci kez gelmeyen bu nemli, kirli şehir vardı... Çoğu zaman ulusal ruh haliyle uyumsuz olan Liverpool şimdi tam da ona model olmuştu: küstah ve genç, gösteriş ve tutuculuktan uzak, botların topuğuna kadar demokratik. Bunun sonucunda durdurulamaz bir ivme geldi, futbol ve müzik el ele vererek yükselen bir şehir hissi yarattı.
Komün, bir proletarya devriminin, burjuva devlet mekanizmasını parçalamaya yönelik ilk girişimidir; ve parçalanan devlet aygıtının yerine koyulması mümkün ve zorunlu olan “en sonunda keşfedilmiş” siyasal biçimdir.