"Sen." dedi Edward'ın usulca ve Anna ağlamasının ortasında birden kalıverdi. Ağlamamak için nefesini tuttu. "Sen benim için her şeye ama her şeye değersin. Bir genelevde kanımı son damlasına kadar akıtmaya bile."
"Hayır, lütfen özür dilemeyin," diyerek gülümsedi Anna. Cesaretini toplamaya çalışırken, göğüslerine bir sıcaklığın ya- yıldığını hissediyordu. Belki de hislerini açıklamasının zamanı gelmişti. "Ben de bu öpücüğü en az sizin kadar istedim. Aslında..."
Kont birden sözünü kesti. "Nişanlıyım ben."
"Ne?" Anna, sanki adam ona vurmuş gibi geri çekilmişti.
"Nişanlıyım ve yakında evleniyorum." Edward, kendisinden iğrenir ya da acı çeker gibi yüzünü buruşturdu.
Anna, kontun iğneleyici konuştuğunun farkında olduğundan, ona ters ters baktı. "Sıtmaya yakalanarak, ne kadar erkek olduğunuzu karıtlamanıza gerek yok."
"Kanıtlamama gerek yoksa beni erkeksi buluyorsunuz demektir, Bayan Wren?" Küçük bir çocuk gibi kıs kıs güldü. "Ben de neredeyse pis kokulu bir koyunla boşuna cebelleştim, diye düşünmeye başlamıştım."