İkincisi, “vahyin mahiyetinin tarihselliği” meselesidir. Bir
yandan kölelik, savaş, cizye, el kesme, kadının dövülmesi, çok
eşlilik, kadının şahitliği, miras hukuku, bilimle çelişen ayetler
vs. gibi konuların tarihselliğini savunup, diğer yandan tamamen 7. yüzyıl Araplarının dünya görüşü, mitolojik bakış açısı,
Arap dilinin kavramları ve daha genel anlamda dilin sınırlılığı içinde biçimlenen bir vahiy algısının -bu Kur’an tarafından
ortaya konsa bile- tarih dışı, mutlak, değişmez ve olduğu gibi
onaylanması/iman edilmesi gereken bir bilgi olduğunu iddia
etmek tarihsel yöntemle çelişen bir bilgidir.
Aynı durum üçüncü olarak vereceğim örnek için de geçerlidir. 7. Yüzyıl Araplarının Tanrı’ya ibadet etme biçimlerini
tarih dışı ve mutlak yapan husus nedir? Biz neden Tanrı’ya
tıpkı onlar gibi ibadet etmek zorundayız? El kesmeyi o günkü Arapların tarihsel adalet anlayışına uygun kılıp da, haccı
veya başka bir ibadet türünü evrensel ve tarih üstü yapan şey
nedir? Eğer Kur’an diyorsanız, el kesme de Kur’ani bir emirdir unutmayın. Lütfen çelişkiye düşmeden dürüstçe cevap
verelim.
Son vereceğim örnek, Peygamberin kişiliğinin Kur’an’a yansımasıyla ilgili.
Evet, Kur’an, Hz. Muhammed’in düşünceleri, bilgisindeki gelişim, duyguları, emelleri, endişeleri, pişmanlıkları, sevgisi, aşkı, nefreti, kızgınlıkları, belirlediği strateji ve planlar ile şekil almıştır.
Kur’an, Hz. Muhammed’in adeta söze dönmüş, satırlara dökülmüş, ayet ve sûre olmuş benliğidir.
Kur’ancılığın rivayetlerin üzerini çizerek ve ayetleri tevil ederek yaptıkları modernleştirme çabasını, tarihselciler,
Kur’an ayetlerini evrensel ve tarihsel olarak iki kompartımana ayırıp, modern algı, düşünce ve yaşam biçimine uymayan tarihsel ayetlerin günümüzde geçersiz olduğunu ilan ederek yaparlar.
Oysa Kur’an’ın tümü tarihseldir ve ayetleri evrensel ve
tarihsel olarak ayırmanın genel geçer bir kuralı ve yöntemi yoktur.
Cin’in şaire hitapta bulunup ona şiirini ilham ettiğine,
falcı ve kâhinlerin de bilgilerini cinlerden aldıklarına inanan
bir Arap, bir insana gökten vahiy getiren meleği tasdik etmeyi saçma bulmaz. Çünkü onun mitolojik düşünce yapısında
bunun bir karşılığı vardır.
Bu yüzden, Kur’an’ın çağdaşı olan Araplardan vahiy fenomeninin bizatihi kendisine yönelik bir itiraz geldiğine tanık olmuyoruz. Onların itirazları ya vahyin içeriğine ya da kendisine vahiy gelen şahsa yöneliktir...