Lynda

Lynda
@elegan
Göğe yükselen cinlerin, mele-i ala'dan kulak hırsızlığı yoluyla çaldıkları sözler
42 okur puanı
Kasım 2019 tarihinde katıldı
God Tests Abraham
Abraham took the wood for the sacrifice and gave it to his son to carry. Abraham took the knife and the fire. So Abraham and his son went on together. Isaac said to his father Abraham, “Father!” Abraham answered, “Yes, my son.” Isaac said, “We have the fire and the wood. But where is the lamb we will burn as a sacrifice?” Abraham answered, “God will give us the lamb for the sacrifice, my son.” So Abraham and his son went on together. They came to the place God had told him about. There, Abraham built an altar. He laid the wood on it. Then he tied up his son Isaac. And he laid Isaac on the wood on the altar. Then Abraham took his knife and was about to kill his son. But the angel of the Lord called to him from heaven. The angel said, “Abraham! Abraham!” Abraham answered, “Yes.”  The angel said, “Don’t kill your son or hurt him in any way. Now I can see that you respect God. I see that you have not kept your son, your only son, from me.” Then Abraham looked up and saw a male sheep. Its horns were caught in a bush. So Abraham went and took the sheep and killed it. He offered it as a whole burnt offering to God. Abraham’s son was saved.  (Genesis 22:6-13)
Din
Reklam
Vahiy denilen şey, peygamberlerin rüyalarında Tanrı ile veya onun meleği ile irtibat kurduklarını zannetmeleridir. Bu rüya(lar)dan vazife çıkaran peygamberler, Tanrı adına konuşmaya başlarlar ve ilahi metinler ortaya çıkar. Kur'an, hz Muhammed'in Tanrı adına söylediği sözlerdir. (twitter/hamditayfur)
Din
sloganik ve ideolojik bir retorik
Fazlur Rahman sadece nassın konuşmadığı konularda değil, Kuran'ın açıkça hüküm kurduğu hususlarda da ictihadda bulunulması gerektiğini düşünür. Bugün "tarihselcilik" diye nitelendirilen yaklaşıma yönelik en temel itiraz da tam bu noktada düğümlenir. Ancak şu da bir gerçek ki Kuran'ın her zaman ve zeminde tatbik edilmek üzere vahyedildiği söylemini savunanlar dahil, hemen bütün tarih-üstücü müslümanlar Fazlur Rahman'ın metodolojik bir çerçeve içinde sunmaya çalıştığı tarihsellik ve tarihselcilik fikrini pratik hayatta fiilen tatbik etmekte, bu yüzden hararetle savunmaya çalıştıkları evrensellik veya tarih-üstülük söylemi sloganik ve ideolojik bir retorik olmaktan öte geçmemektedir. Başka bir ifadeyle, tarih-üstücülüğü savunan müslümanlardan pek çoğunun gayet özümsenmiş biçimde yaşadıkları tarihselci hayat, dini hamiyetle de takviye etmeye çalıştıkları evrensellik ve tarih-üstülük iddialarını tutarsız, ilkesiz ve hükümsüz hale getirmektedir.
Sayfa 46
Din
2 kadın = 1 erkek şahit
Fazlur Rahman'ın namus bildiği fikri dürüstlük zaviyesinden bakıldığında şunu söylemek gerekir: "Modernistlik", Kuran'ın düşmana karşı silahlanmasıyla ilgili at besleme tavsiyesini nükleer silahlanmaya hamletmekte sakınca görmeyen, ama öbür yandan "İki kadın şahit eşittir bir erkek şahit" hükmünü lafzi mucebine göre uygulamak gerektiğinde ısrar edip bu ısrarın hangi ilmi usule dayandığını açıklama ihtiyacı da hissetmeyen zihniyete daha münasip bir sıfat olsa gerektir. Yine aynı zaviyeden bakıldığında, tarihselciliğin asıl adresi, Kuran ahkamı ile modern çağın genel kabul gören normları çatıştığında, söz konusu ahkamı çağdaş normlar lehine derhal te'vile yeltenen, üstelik te'vil adına Kuran'ın özgün anlamına tasallutta beis görmeyen zihniyet olsa gerektir. Daha açıkçası, "gerçek modernist ve tarihselci", Kuran'ın "vadribuhünne"(Tedip maksadıyla karılarınıza dayak atabilirsiniz) ifadesindeki (Nisa 34) "dayak atma"(darb) ile ilgili cevaz hükmü ile aile-içi şiddet sorununu çözme projesi karşı karşıya geldiğinde ya Kuran'da böyle bir ayet yokmuş gibi davranan ya da o ayette geçen "vadribuhünne" lafzına olmadık anlamlar yükleyerek işin içinden çıkmayı hal çaresi olarak gören, hatta rüya yoluyla ilgili ayetin te'vilini Hz.Aişe'ye sorup ondan aldığı cevapla darb hükmünün konjonktürel olduğu müjdesini veren zihniyettir.
Sayfa 43
Din
Fazlur Rahman'ın tarihsellik tezinin temelinde Kuran'daki hükümler ve çözümlerin kendi nüzul ortamındaki tarihsel durumla ilgili olduğu ve hüküm vaz'ında o günkü toplumsal yapının göz önünde bulundurulduğu kabulüdür. Bu kabule tartışmasız bir hakikat olarak yürekten inanan Fazlur Rahman için, Kuran ahkamından kalkarak farklı çözümlere ulaşmak, Allah'a isyan etmek anlamına gelmek şöyle dursun, O'nun hedef gösterdiği idealleri yeryüzünde gerçekleştirebilmenin yegane yolu dahi olabilir.
Sayfa 41
Reklam