Bir köy romanı aynı "Toprak Ana" gibi
Savaşın olduğu bir zaman diliminde aynı "Toprak Ana " gibi...
Kahramanımız bir asker Batı'ya düşman değil (!) Batı'ya hayran ...
Topraklarına göz diken ve savaşın kaybedilmesine sebep olacak herkese düşman bir asker.
Mecburi olarak geldiği köyde gördükleri ,duydukları, yaşadıkları karşısında , derdi büyük bir aydın olmuştur artık.
Millet topyekun Kurtuluş Savaşı verirken birileri kitaplara sığmayacak kadar fedakarlığı kahramanlığı yaparken ,birileri ise kendi canının, bırak canı kendi malının ,toprağının ,parasının derdine düşecek.
Ahmet Çelebi 'nin bu derdini doğru anlamışsanız eğer sizde içinizden Salih Ağa'ya ve onun gibilerine kızacak öfkeleneceksiniz.
Ve anlayacaksınız ki kazanılması gereken sadece düşmana karşı savaş değil ;
cahilliğe , bağnazlıga , yobazliga bencilliğe , menfaatperestliğe karşı da bir savaş verilmeli ve muhakkak kazanılmalıymış.
Roman , köydeki karakterleri bize gösteriyor ama ülkenin her yerinde mantar gibi türeyebilecek cinste .
Ve bunlar toplum içerisinde kanser hücresi gibi tesir edebilmekte.
Bir milletin etrafı düşmanlarla çepeçevre sarıldığında bile duygu ve düşüncede birlik olmaması ne kadar üzüntü verici...
Kahramanlıkları ile övünen bu millet içerisinde, ne yazık ki ; zafere gittikleri yolda birileri her türlü fedakarlıklığı yaparken, oyun bozanlik yapanlar , fitne fesat çıkaranlar ,
zafer kazanildiktan sonra nasıl da araya karışıp hamaset nutukları attığına şahit oluyorsun.
Önce bu karakterdeki haysiyet yoksunu kişilere kızıyorsunuz ama -kitabın en can alıcı yeri işte burası - problemin kaynağı ne Salih Ağa , ne Şeyh Yusuf ne muhtar ne de imam ...
İhmal edilen bir millet olmuş ve artık onlara kızmayı bırakıp onların hallerine acıyorsunuz.
Sorumluluk duysunu