L M P

Ayrılık tam da buymuş, artık anlatacak bir şeyinin kalmaması. Şimdi müsaadenle köşeme çekilip biraz bu duruma üzülmek istiyorum.
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Camdan bir kavanoza kıstırılmış sinek gibi boşa kanat çırptığımı düşünüyorum çoğu zaman. Belki de bu yüzden sabahları, bütün gece inşaata kum çekmiş gibi yorgun uyanıyorum. Hiçbir şeyin değişmemesi bir taraftan konforlu ama öte yandan çok bunalıyorum. Dertsiz bir hayat olmayacağını biliyorum da, ben artık başka dertlerle boğuşmak istiyorum Osman.
Dedemin evini yıktılar. Kendisi öleli uzun zaman oldu ama o ev bana dedem hep oradaymış hissi veriyordu. Geçen sürede evin de yavaş yavaş ölümünü izledim. Önce perdeler öldü, sonra çerçeveler, peşi sıra duvarlar... Şiddetli bir yağış sonrası çatı da ölünce evi yıkıp cenazesini kaldırmaya karar vermişler. Ama ardında tek bir taş bile bırakmadan... Sanki o ev orada hiç olmamış, içinde hiç kimse yaşamamış gibi dümdüz etmişler. Görünce içimde bir şeyler sarsıldı. Hiç olmaz sa bir parçası, küçük de olsa bir parçası bırakılamaz mıydı? Boşluk bazen çok kırıcı olabiliyor Osman.
Ayrılığın en kötü tarafı şahidini kaybetmek sanırım.
Yaşlılar gençlere deneyimlerini aktararak ilerlemeyi sağlıyorlar, gençler yaşlılara anlatarak genişlemeyi. Bense bu aralar kimseye hiçbir şey anlatmak istemiyorum.