Sevilen birinin öldüğü yerde zaman sonsuza dek durur, insan kendi kendine, dua eder gibi, eğer aynı yerde durursam onun duyduğu acıyı hissedebilir miyim, diye sorar. Derler ki eski bir şatoyu ziyaret ederken o yerin tarihi, yıllar önce orada yürüyen insanların varlığı, vücutta hissedilebilir. Önceleri böyle şeyler duyduğumda neyden söz ediyor bunlar, derdim. Ama şimdi bunu anladığımı hissediyordum.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Yüzündeki o ifadeyle kalbim durmuştu. Bana karşı nazik ve güler yüzlüydü ama sonra tekrar yalnız kalır kalmaz ... eğer tarif etmek gerekseydi, yüzündeki ifade kendini birdenbire duygular hissederken yakalayan ve buna izni olmadığı konusunda kendini uyaran insana dönüşmüş bir şeytanın yüzü gibiydi. Benim kendi acımın ve üzüntümün onunkinin yanına bile yaklaşmamış olduğunu hissettim. Belki de beni bekleyen çok daha kötü şeyler vardı.
Şimdi anladım. Onun denizci kıyafeti, benim koşmam. İkisi‘de tamamıyla aynı amaca hizmet ediyordu. Ben Hiiragi kadar garip değildim, o yüzden yalnızca koşmakla yetindim. Çok basmakalıp şeyler Hiiragi’ye yetmeyeceğinden, o denizci kıyafetini değişiklik olarak seçmişti. Sığındığımız çarelerden hiçbiri kurumuş bir ruha bir parça hayat vermeye çalışmaktan öteye gitmiyordu. Düşüncelerimizi dağıtmak, zaman öldürmek için bir araçtı.