İnsanın kaderini sevmekte zorlandığı bu çağda, bu konuşmalar, sadece kaderimizi değil, aynı zamanda içine yerleştiğimiz tarih ve medeniyeti de sevmekle tebarüz ediyor. Zira ancak seven tanıyabilir ve ancak severek yola koyulmuş olan kişi, varlığın anlamına derinlemesine nüfuz edebilir.
"İrfan arşın ve okka hesabıyla, bir şahsın yüklendiği kuru malûmat değil;
sahibinde fikir ve ruh bünyesi hâline gelmiş bilgidir. Gıdanın, döne dolaşa damarlarımızda kan hâline gelişi gibi...
"İslâmı, zatından zerre feda etmeden olanca saffet ve asliyetiyle kucaklayabilecek ve nefslerinde yenileyecek nesillerin böylece köküne kibrit suyu dökülmeye başlanınca din ihtiyacından büsbütün kurtulamayan muvâzaacı mizaçlar her tarafta işi reformculuğa dökmüş; ve olduğu gibi bir İslâm yerine, oldurulmak istenildiği tarzda bir İslâm'a kapı açmaya bakılmıştır."